Bu da benim hikayem.
1993 yılının şubat soğuğunda dünyaya gelmişim. Bir garabet hilkati olduğum daha doğduğum anda belliymiş. Ailem iyi niyetiyle hastane parasını bir akrabamıza borç olarak vermiş ancak o borcu geri alamayınca, evde, mahalleden bir ebenin yardımıyla doğmuşum. Bu doğum, annemde kalıcı bir rahatsızlığa sebep olduğu için de ailemin ilk ve tek çocuğu olarak kalmışım.
Ömrüm hep, babamın bana nasihat ettiği "şeref ve haysiyet" ilkesi üzerine kurulu geçti. Liseyi birinci olarak bitirdim ve üniversite sınavında iyi bir derece yaptım.
Önümde Hukuk, Harp Okulu ve Polis Akademisi seçenekleri varken ben Polis Akademisi'ni tercih ettim. (Sanırım kendi çapımda Memoli olma arzusuydu bu, emin değilim

) Sınav, mülakat, fiziki yeterlilik sınavı, tekrar mülakat falan derken, yedeklerden de olsa şans eseri Polis Akademisi'ni kazandım.
Sanırım hayatımın dönüm noktası da Polis Akademisi oldu. Nice şehit ve gazilerin bakiyesi üzerine kurulu olan Polis Akademisi'nde 2 yıl boyunca devletimin şefkat yüzüyle tanıştım ve devlet terbiyesi aldım.
Ta ki 2015 yılı nisan ayına kadar... 2015 yılında yasalaşan İç Güvenlik Paketi'yle birlikte okulumuz kapatılarak Polis Amirleri Yetiştirme Merkezi adıyla yeniden yapılandırıldı. Bu vesileyle ben ve yüzlerce akademi öğrencisi, Anadolu üniversitelerinin İİBF bölümlerine gönderildik.
Bu dönemde annemin ve babamın yaşadığı sağlık sorunları ise bambaşka bir hikâyenin konusu.
2021 yılında bir soruşturmaya dahil olduğumu öğrendim; adını geçirmeyeceğim ama az çok malumunuzdur

Neyse ki bu dava beraatle sonuçlandı.
"Şu an ne yapıyorsun?" diye soracak olursanız, ekmeğimi dijitalden kazanmaya çalışıyorum
Not: AI ile düzenlenmiştir.