filsoft adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Haritada sadece Yunanla savaştık. İtalyan, Fransız ve İngilizler ne oldu da birden geri çekildi?

Cumhuriyet vs diyorsun, halkın oyuyla seçilmiş hükümeti o profil resmindeki amerikancı paşalar darbe yaparak indirdi. Cumhuriyetçilik böyle mi oluyor?

Birincisi Mustafa Kemal Atatürk değil, Kamal Atatürk. Ölmeden önce resmi olarak adını değiştirdi.
Saray vs diyorsun, Atatürk nerede öldü, Dolmabahçe SARAYI'nda değil mi?

Egemenlik halka verildiyse, 1923 1938 arasından neden tek bir seçim yapılmadı? Baktılar ilk seçimde gidecekler, kurulan iki muhalif parti anında kapatıldı.

İngiltere'de lordlar ve avamlar kamerası var. Lordlar kamerasına soylular ve kralın seçtikleri girebiliyor.

Beğenmediğiniz, Osmanlı'nın son döneminde de benzer şekilde Meclisi Ayan ve Mebusan vardı. Ayan'ı Padişah seçerken, Mebusan'ı HALK SEÇİYORDU. Üstelik mebusanın sayısı ayandan da fazlaydı.

Bu forumda siyaset yasak deniyor, hayır siyaset yasak değil. Eğer Osmanlıyı kötülüyorsanız, muhafazakar seçmeni aşağılıyorsanız işte o serbest.

100 yıldır resmi tarihin dayattığı hikayenin dışına çıkarsanız, 6 yaşından 26 yaşına 20 yıl boyunca size ezberletilenlerden farklı bir şey söylerseniz cahil, yobazsınız.

1923'ten 1950'ye tam 27 yıl seçim yapmadan ülkeyi yönetmek, sonraki ilk seçimde, halkın seçtiği adamı darbeyle asmak Cumhuriyet öyle mi?
Osmanlı’nın son dönemindeki Meclis-i Mebusan ve Ayan örneğini verip, bunu modern demokrasiyle eş tutmak tarih bilmezliğidir.

Evet, Meclis-i Mebusan vardı. Ancak bu meclis, Padişahın iki dudağı arasındaydı. Padişah isterse meclisi fesheder, üyeleri dağıtır, hatta kanunları veto ederdi. Yani halkın oyuyla gelen mebusların hiçbir gerçek yetkisi yoktu. 1877’de açılan meclis, daha bir yıl dolmadan, Abdülhamid tarafından kapatılmıştır. Sonra 30 yıl boyunca bir daha seçim bile yapılmamıştır.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, egemenlik kayıtsız şartsız millete geçmiştir. Bugün dilediğin kişiyi eleştirebilmeni, oy verebilmeni, internette yorum yapabilmeni sağlayan şey de budur. Osmanlı’da bunu yapsan, Yıldız Sarayı’ndan sansür memurları seni anında bulurdu.

“1923-1950 arası seçim yoktu” demek de tarihi çarpıtmaktır. 1923’te Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra; 1927, 1931, 1935, 1939 ve 1943 yıllarında düzenli genel seçimler yapılmıştır. Tek parti dönemi doğru, ama o dönem dünyada da aynı otoriter dalga vardı. Mussolini İtalya’da, Hitler Almanya’da, Stalin Sovyetler’deydi. Türkiye o şartlarda savaşa girmeden ayakta kalan tek ülke oldu.

1950’de çok partili hayata geçilmesi, o çok övülen “Osmanlı demokrasisi” sayesinde değil, Atatürk’ün bıraktığı Cumhuriyet mirası sayesinde mümkün olmuştur. Atatürk ölmeden önce bile çok partili sistemi denemiş, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka girişimlerini desteklemiştir.

Kısacası,

Osmanlı’da halkın sözü “hükümdarın lütfu” kadardı;
Cumhuriyet’te ise hükümet halkın emrindedir.
Bu farkı göremeyenlerin tarihi değil, efsaneyi okudukları açıktır.