Ekranında konfetiler uçuşurken 10 saniyede 420.000 ₺ kazanmış bir adam ertesi gün asgari ücretle gofret dizmeye ve o an yaşadığı adrenalini tekrar hissetmeden rutin sıkıcı hayatına devam edemez. Bu dopamin eşiğini korumak için de o girdabın içinde döner durur. Kazanırken kaybetmiş olduğunun farkına varmaz ve hep kazanma umuduyla devam eder. Süreçte kendini satar, karısını satar, hayatını ve ahiretini satar. Bu girizgahla birlikte k*mara bulaşmayın diye uyarımızı da yapmış olalım.
Z kuşağının durumu da bu k*marbazların durumuna benziyor. İnterneti yalayıp yutmuş, her türlü vizyonu görmüş insanlar bunlar. Hayatta gofret dizenler dışında; Paris'te jakuzide ağzına bir kadın tarafından üzüm verilen adamı görüyor, Kaliforniya'da sörf yapan gençleri izliyor, Ferrari'yle top-speed yapmanın nasıl bir şey olduğunu keşfediyor, Kuzey ışıklarının ne olduğunu öğreniyor... Sen bu adama haftada 6 gün, 10-12 saat sevmediğin işte mobbing görerek çalış diyince de error veriyor haliyle. Eskiden mutluluk hamallık yapıp, akşam da tatlı huzurlu bir yorgunlukla sobanın kenarında pineklemekmiş. İnsanlarda ahlak ve sebat varmış. Şimdi durumlar değişti. Ev-araba-mutlu bir evlilik vb. istekleri karşılayabilmek de 50 yıla yayılmış durumda. Çalışarak bir şey alınmayınca, baba da 3 kuruş koyuyorsa cebine evde takılmayı tercih ediyorlar. Bedeli de psikolojileri oluyor.
Sosyal medya bizi mahvetti. Yaşamadığımız hayatların ne olduğunu öğrenmeyecektik. Ben şu an bir dolar milyarderi ne yapıyor, ne hissediyor biliyorum. O eşikte olmadığım için de mutsuzum. Hayatta yüzlerce vibe var ama biz televizyon falan izliyoruz sadece. Keser mi? Maldivlerde köpekbalıklarıyla birlikte yüzmeden, Gulfstream G550 içinde bir toplantıya gitmeden, private malikane partilerinde kadeh tokuşturup ülkelerin kaderlerine hükmetmeden, İngiltere'nin gotik bir yerinde sevgiliyle kahve-kruvasan yapmadan yaşanır mı?
Dini inancım çok kuvvetli bu arada. Bu evrenin ayette de belirtildiği gibi (Hadid/20) çerçöp bir üzüm haline getirileceğini ve hissettiğimiz her şeyin beyhude olduğunu -hiç var olmamış olacağımızı- biliyorum. Hiçiz ve temel ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra egolarımızın esiri oluyoruz. Yukarıdaki betimlemeler egonun istekleri mesela. İnsan yine de hayatta nelerin olduğunu bilince yaşamak istiyor.
Umarım nefsimizle olan savaşı kazanır ve cennet yerine Allah'ın rızasını isteyecek ve o uğurda yaşayacak insanlar oluruz.