bicerdover adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
hocam bu bakış açın gayet yanlış bana göre ve birçoğumuza göre. Hatta önceden tahmin edip linçler umrumda değil demen bununla alakalı. Sadece erkekler kadın dogum uzmanı olacak gibi bir yasa yok zaten ülkemizde ve dunyada. dolayısıyla siz rahatsızlık duyuyorsanız eşinizi kadın olan bir kadın dogum uzmanına götürebilirsiniz.
Bunun haricinde de isteyen istediği bölümü seçer uzmanlaşır. kiminin yatkınlıgı ondadır kimi para için tercih eder. herkesin bir uzmanlık alanı için tercihinde etkili olan birçok parametre vardır. dolayısıyla her alanda çeşitlilik gereken başarı yüzdesini arttirir.
ülkeden en son doktorlar ve hemşireler kaçıyordu hocam. sizin gibi bir de doktorları cinsiyet filtresinden geçirmeye başlasak doktor kalmayacak memlekette
açtıgınız konu hem dine hem siyasete kayabilecek bir konu o yüzden dikkatli yorum yazmanızı tavsiye ederim.
konuyu görünce de aklıma gelen video
https://www.youtube.com/shorts/50jd8Rxv3yk

Hocam konuyu siz yanlış anladınız. Ben “erkek kadın doğumcu istemiyorum”u tercih olarak değil, ilke olarak söylüyorum.
Madem “erkek kadın doğum uzmanı olur, bunda sorun yok” diyorsunuz; o zaman sorum çok basit:
Neden erkek kadın-doğumcular kendi kızlarının gebelik takibini ve doğumunu kendileri yapmıyor?
Neden hamilelik boyunca kızlarının mahrem muayenelerini bizzat üstlenmiyorlar?
Cevabı herkes biliyor:
  • Mahremiyet ve sınırlar var. Baba–kız ilişkisinde bu sınır doğal olarak kabul ediliyor.
  • Üstelik tıp etiğinde de “yakın akrabanı muayene etme” uyarısı var; çünkü duygusal yakınlık, çıkar çatışması ve sınır ihlali riski taşır.
Peki bu mantığı kabul ediyorsak, benim de en mahrem anımda yabancı bir erkeği istememem neden “yanlış” olsun?
Baba–kız arasında mahremiyet doğal sayılıyorsa, doğum yapan bir kadının erkek doktora karşı mahremiyet talebi de gayet doğaldır.
Benim söylediğim şu:
  • Kadın doğum gibi mahremiyeti en yüksek branş, kadın hekimlere bırakılmalı.
  • “Doktor açığı, branş özgürlüğü” argümanları mahremiyetin önüne konamaz. Mahremiyet etik bir sınırdır, kadının rızası da bu sınırın merkezindedir.
Özetle: Erkek kadın-doğumcular kendi kızlarını doğurtmuyorsa (etik ve mahremiyet sebepleriyle), aynı mahremiyet gerekçesi doğum yapan bütün kadınlar için de geçerlidir. Benim duruşum budur.