Selamlar,
Yaklaşık 8-9 yıldır Polonyada yazılım alanında çalışan biri olarak kendi deneyimlerimi paylaşmak istedim. Yazdıklarım Gürcistanla doğrudan ilgili değil, ama genel olarak yurtdışında yaşamayı düşünen arkadaşlara fikir verebilir.
Avrupa hâlâ Türk insanı için oldukça çekici bir yer. Bunu da gayet normal buluyorum çünkü hepimiz daha düzenli, huzurlu ve güvende bir yaşam arayışı içindeyiz. Avrupada sistem belli, haklar net, iş disiplini oturmuş. Bu anlamda gerçekten birçok avantajı var. Ama her şey dışarıdan göründüğü kadar kolay değil; buradaki düzenin içinde yer almak, dışarıdan bakınca sanıldığı kadar basit olmuyor.
Burada hayat Türkiyeye göre daha öngörülebilir ama aynı zamanda daha rekabetçi. Yurtdışına gitmek tek başına hiçbir şeyi çözmüyor. Burada tutunmak istiyorsanız, elinizde bir meslek, bir beceri olmalı. Mesela Polonyada iyi bir oto tamircisi, zaman zaman bir kıdemli yazılımcı kadar, hatta bazı durumlarda ondan daha fazla kazanabiliyor. Aynı şekilde berberler, tesisatçılar, kaynakçılar da oldukça iyi gelir elde ediyorlar. Yani burada asıl fark, ne iş yaptığınızdan çok, o işi ne kadar iyi yaptığınızda yatıyor.
Yurtdışına çıkmadan önce yapılacak en önemli şey, gideceğiniz ülkenin iş piyasasını iyi araştırmak. O ülkede sizin alanınızda açık pozisyon var mı? Bulduğunuz işin maaşı geçiminizi sağlayacak mı? Bunları önceden bilmeden adım atmak, büyük hayal kırıklıklarına yol açabiliyor. Sosyal medyada bazen görüyorum; insanlar gitmeden önce ülkedeki iş imkanlarına değil, araba fiyatlarına veya market reyonlarına bakıyor. Ama işin gerçeği şu: eğer bir planınız yoksa, o huzurlu Avrupa hayatı bir anda 12 saat yemek dağıtan bir kuryeliğe dönüşebiliyor.
Bir de dil meselesi var tabii. Avrupada hayat gerçekten düzenli ve güvenli, ama o düzenin içinde yer alabilmek için iletişim kurabilmek gerekiyor. Dil bilmeyen ya da sosyal çevre kuramayan biri için süreç oldukça zorlayıcı olabiliyor. Ama sabırlı, disiplinli ve planlı hareket eden biriyseniz, burada güzel bir hayat kurmak mümkün.
Refah konusuna gelince, Avrupadaki yaşam kalitesi gerçekten hissedilir derecede yüksek. Sağlık sistemi, izin hakları, iş güvenliği gibi konular insana huzur veriyor. Türkiyedeki alım gücüyle kıyaslandığında, burada kazandığınız parayla daha dengeli bir yaşam kurabiliyorsunuz. Tabii bunun karşılığında aileden, dostlardan ve alıştığınız kültürden uzak kalmak gibi bedeller de var. Her ülkenin artısı da eksisi de var; önemli olan sizin hangisiyle yaşamayı göze alabildiğiniz.
Kısacası Avrupa ne bir rüya, ne de bir hayal kırıklığı. Gerçekçi olursanız, kendinizi geliştirir ve bir meslekte sağlam bir altyapı kurarsanız, burada istikrarlı bir hayat kurmak gayet mümkün. Mesele, gitmeden önce iyi bir plan yapmak ve neyle karşılaşacağınızı bilmekte.
Yanlış anlaşılmasın; gelmeyin demiyorum, sadece hazırlıksız gelmeyin, mağdur olmayın diyorum

Bol şans, rastgele...