Eskiden çok tutumluydum, biriktirirdim, ince hesap yapardım. Şimdi eskiye nazaran elim açık, bonkör demeyelim de sabit harcamaları ayırdıktan sonrasını harcıyorum. Fazlasının gittiği de oluyor. Standart bir yaşama baktığımız zaman bence olay tutumluluk ya da cimrilik değil. Önemli olan çok kazanmak. Şimdi 30 bin kazanıyorsundur temel giderlerle tüm para biter. Elde avuçta bir şey kalmaz. yediğin bir döner bile kendini kötü hissettirir.

Ama ayda 300 bin kazanıyorsan gidip her akşam parayı orda burda çar çur etmeyip çar çur etmekten kastım hem gece hayatında yemek hem de 1500 - 2000 TL'ye kazak pantalon 5000 liraya takım alabilecek varken 20-30 bin bir kazağa bir o kadar parfüme, bir ayakkabıya falan veriyorsan işte bu eli açıklık değil israf olur her ne kadar bonkörün bir diğer anlamı eli açık olsa da, Burda eli açıklık ve lüzumsuz harcamaya / bonkörlüğe bir çizgi getirmiş olduk.

Bu arada çok cimri bir tanıdığım da var, dışarda hiçbir şey yemez, arabanın klimasını bile açmaz, tatile gitmez, tatili bedava olsa yol parasını hesaplar her şeyde kılçık hesap yapar. Bu gibi cimri insanların hayattan zevk alabildiğini zannetmiyorum. Cimrilik iyi bir şey değil lüzumsuz harcama yapmak da hiç iyi bir şey değil. (Bahsettiğim kişi epey varlıklı)

İnsan ölçülü olmalı. Bunu yapamıyorum diyenler de kendine sorumluluk yüklemeye başladığında biraz daha parayı büyütme kafasına ya da gereksiz görülen harcamalar yerine neler yapabileceğini farkederse biraz biraz durur diye düşünüyorum. Hayatın hangi evresinde olduğuna da bağlı bazı olaylar ama kesinlikle ne bonkörlük ne cimrilik ikisi de iyi şeyler değil.