Fransız Burjuva devrimi öncesi soylular ve din adamlarında vergi muafiyeti varken ve halka nazaran daha iyi koşullarda yaşarken, vergi vermek zorunda olan köylü ve şehirli emekçi halk kitleleri açlık çekiyor, ekmek bulamıyorlardı. Sovyet Sosyalist devriminden önce bir avuç zengin o devrin koşullarına göre süper lüks sayılacak şekilde İskoçyadan kaymak, Güney Fransa'dan çilek getirtip yerken halk yiyecek ekmek bulmayıp, liken, ot, ağaç kabuğu, saman, hatta talaş gibi şeyler karıştırılarak yapılan sözde ekmekle beslenebiliyordu. Her millet akıllanana kadar hak ettiğini yaşar. Herif bayramda 50 km ötedeki köyüne gidemiyor, Dünyanın öbür ucundan gelip burada 5 yıldızlı otelde konaklayan ecnebi emekliler için "Avruba, Ammariga bisi gısganiyeahhh" diyor. Birkaç sene önce kazancınla 10 adet aldığın şeyden şimdi 2 tane alamıyorsun. Ekonomi diyoruz "İHA, Siha, Garadenizde on yüz bin milyon trilyon kilometre küp dohal kaz bulduğğğhh açın gapıları bencereleri dohal kaz bedavaa bedavaaa" diyor. Bu ülkedeki siyaset, futbol ve din (tarikat/cemaat) anlamındaki fanatiklik hiçbir millette yok. Kimse benim tuttuğum takımi siyasi görüş vb şu şu doğruları yaptı ama şu konularda da malesef yanlış yaptı demiyor. Kimse yiğitliğe fındık kreması sürdürmüyor. Tartışma, eleştirme, empati yeteneklerinden yoksun bir halk yığını olduk.