deeprock2 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam, ülke değiştirmek "takıntı, yalnızlık" gibi durumlardan kurtaramayabilir malesef.

Şahsen, kafamda fazla döndürdüğüm bir düşünce olunca "hayat, olumsuz bir takıntıyı sürdürebilecek kadar uzun değil" diyorum.
Kabullenmeye çalışıyorum. Penceremin karşısındaki yola ve yoldan geçen arabalara bakıyorum. Düşüncelerin sonsuzluğa akıp gittiğini hayal ediyorum. Nasıl mı? Örneğin; yoldan geçer arabaları "düşünceler", yolu ise "sonsuzluk" olarak tanımlıyorum.
"kayafaya takma, düşünme" falan demiyorum. Çünkü bastırmak veya kaçmak çözüm getirmiyor.
İnternetten, kitaplardan psikoloji içerikli konuları okuyarak videoları izleyerek yukarıda bahsettiğim düşünceleri kendi hayatıma kattım.

Yalnızlık açısından ele alırsak videolardan edindiğim izlenimlere göre Japon toplumu, bizim topluma göre daha içe kapalı görünüyor. Kedi, uzanamadığı ciğere "mundar" dermiş dersen kısmen haklısın. Çünkü yaşamak için Türkiye dışında hayalini kurduğum birkaç ülkeden biri Japonya'ydı. Şuan bu beklentimi, "pek olması değil" diye nitelendiriyorum. Çoğunlukla kurallara uyan, saygılı bir toplum olduğu için halen ilgimi çekmeye devam ediyor.

Dilerim ki Japonya hayalinizi yaşarsınız, forumda yazılarının devamını okuruz ve hatta videolarını görürüz.
Umarım hocam, benim hayalim de bundan iki yıl sonra Japonya'ya yerlestigimin gorsellerini, fotograflarini yuklemek buraya.

Aslinda takintidan kurtulmak icin yerlesmeyecegim hocam, tam aksine bir takintim vardi beni buraya baglayan, o takintiyi astim artik. O yuzden kendimi cok daha ozgur hissediyordum. O takinti yuzunden hep hareketlerimi kisitliyordum, ne yaparsam ihanet gibi gelecek gibi hissettiriyordu, o takintiya bagliydim hala ama niye kendimi yipratip bosuna kisitliyorum ki dedim, bosuna hayatimi harciyorum resmen olmayacak sey icin diye takintimi aştım. Kendi hayatima bakiyorum artik.

İnsanlarin ne dedigine hic bakmadan, tamamen kendi dusuncelerimle, o ne dusunur bu ne dusunur kaygisi da olmadan, takintima gereksiz sadakatimi bitirerek, ihanet hissine kapilmadan biricik hayatimi yasayacagim.

Bunu bosverip oyle kenara atmadim, dediginiz gibi bu bir cozum degil. Oyle yapiyordum ama hep iceride bir yerde hep bir takıntı olarak kalmisti, 3 gundur artik yok saymiyorum bu konuyu, uzerine uzun uzun dusunuyorum, cevremden ustu kapali gorusler almaya calisiyorum. Kimsenin tam olarak bilmesini de istemiyorum tam olarak neye takıntım oldugunu. 3-4 gunluk uzun bir surecin sonucu tamamen kafamda bitirdim artik, ve gercekten kus gibi hissediyorum.

Uzerimde o kadar cok yuk ve baski vardi ki bu takinti yuzunden, o kadar kin ve nefret duyulan, degersiz, kimsesi olmayan birisi olarak birakilmistim ki, inanilmaz yipratiyordu bu beni. Ben salak miyim dedim kendi kendime, bu kadar degersiz miyim. Cevremde bana deger verecek, beni degerli hissettirecek kimsem de olmayinca surekli bu kin, nefret ve degersizlestirilme daha da hayatimi etkiledi.

O kadar salakmisim ki hayatimi yipratmisim. Bana deger veren ve degerli oldugumu hissettiren birkac insan var hala hayatimda neyse ki. Takinti insana kendi degerini de unutturuyor kim oldugunu da. Kimliksizdim 3 aydir, tek bir seye bagli sekilde yasiyordum, hayatimi kaybetmis gibiydim ama kim oldugumu hatirladim, kendi degerlerimi, kimligimi geri kazandim ve tuy gibi hafifim artik, omzumdaki o tum yuk kalkti.

Sorumluluklardan kaciyordum aylardir bu yuk yuzunden cunku zaten ezilmistim ama artik hayatimi guzellestirecek her sorumlulugun altina giriyorum. Ne kadar surerse sursun basaracagim, bu hayatimi kesinlikle bosa harcamayacagim.