Hocam, ülke değiştirmek "takıntı, yalnızlık" gibi durumlardan kurtaramayabilir malesef.
Şahsen, kafamda fazla döndürdüğüm bir düşünce olunca "hayat, olumsuz bir takıntıyı sürdürebilecek kadar uzun değil" diyorum.
Kabullenmeye çalışıyorum. Penceremin karşısındaki yola ve yoldan geçen arabalara bakıyorum. Düşüncelerin sonsuzluğa akıp gittiğini hayal ediyorum. Nasıl mı? Örneğin; yoldan geçer arabaları "düşünceler", yolu ise "sonsuzluk" olarak tanımlıyorum.
"kafaya takma, düşünme" falan demiyorum. Çünkü bastırmak veya kaçmak çözüm getirmiyor.
İnternetten, kitaplardan psikoloji içerikli konuları okuyarak videoları izleyerek yukarıda bahsettiğim düşünceleri kendi hayatıma kattım.
Yalnızlık açısından ele alırsak videolardan edindiğim izlenimlere göre Japon toplumu, bizim topluma göre daha içe kapalı görünüyor. Kedi, uzanamadığı ciğere "mundar" dermiş dersen kısmen haklısın. Çünkü yaşamak için Türkiye dışında hayalini kurduğum birkaç ülkeden biri Japonya'ydı. Şuan bu beklentimi, "pek olması değil" diye nitelendiriyorum. Çoğunlukla kurallara uyan, saygılı bir toplum olduğu için halen ilgimi çekmeye devam ediyor.
Dilerim ki Japonya hayalinizi yaşarsınız, forumda yazılarının devamını okuruz ve hatta videolarını görürüz.