Allah'tan geldiğimizi ve yine O'na döneceğimizi unuttuğumuz için olmasın. Mutluluğu dünya metaında arayan, dolayısıyla manevi olarak kendini besleyemeyen ve döneceğimiz yurdu unutanlar olarak mutluluğu bulmamız çok ama çok zor olacaktır. Nice insanlar vardır fakirdir ama mutludur; niceleri de para mal mülk içinde yüzer ama o fakirin mutluluğunu tadamadan dünyadan göçer gider. İşin sırrı ilk cümlemde saklı. Dost olarak Allah yeter. Tul-i emel (insanın dünya hayatında ebedi yaşayacak gibi uzun emeller peşinde koşması) ile yaşayan mutluluğu sadece dünyalıklarda arar. Hayatını üstteki ve alttaki deliklere sıkıştırır. Din size çalışmayın demez. Bilakis her iki cihan içinde çalışmayı öğütler. Tenbelliği ve haddi aşmayı yasaklar. Şu anda toplumda köpürtülen maalesef budur: ehl-i dünya olmak. Son olarak Yunus Emre dizisinden bir alıntı yapalım: "Dünyaya tapana mahluk, Allah'a tapana kul derler." Selametle...