Herkese hayırlı geceler değerli R10 ailesi,

4 aydır nişanlıyım. Eş adayımla görücü usulü tanıştık.
Ailelerimiz birbirini kısmen tanıyordu diye odaya girip konuşmadık.
(Oda mevzusunu bilmeyenler için söyleyeyim: Görücü usulünde erkek ve kız bir odaya girer, bütün şartlarını konuşurlar, birbirlerini onaylarlarsa büyükler kalanı halleder.)

Ben hiçbir şeyimi anlatamadım ona, o da bana anlatmadı. Körü körüne girdik. Kendisiyle nişanda tanıştım, söz günü birbirimizin yüzüne bile bakmadık.
Nişandan sonra haftada bir ailesinin evine gitmeye başladım, nişanlımla konuşmak için. Birbirimizi anlamamız, evliliğin çocuk oyuncağı olmadığını, kararlarımıza saygı duyup duymayacağımızı ve birçok şeyi konuşmak istedim.

İlk 1 ay ailesiyle herhangi bir problem yaşamadım. Ailesi bana geleneklerini saydıklarında çok sevindim, beni zorlayacak ve hazır olmadığım bir gelenek sunmayacaklarını düşündüm konuşmalarından.

Ama işin aslı öyle olmadı…

Nişanlımın 15 yaşındaki kız kardeşi, ablası evleniyor diye evliliği marifet sanıyor, cahilce davranıyor ve ablasını kıskanıyor. “İnsan ablasını kıskanır mı?” diye düşündüm. Çok saçma geldi ama meğer böyle bir şey varmış.
Bu kız kardeşi bana köstek olmaktan başka hiçbir şey yapmıyor. Örneğin resim çekerken, 30 metrekare odada 5 kişi fotoğrafa girmişiz. Telefon, 5. kişinin yarısını göstermiş. O da “Fotoğrafa girebilir miyim?” dedi. Ben de gülerek “Sen girsen gözükmezsin.” dedim. Ne olmuş? Buna kızmış!

Bir de aile içi meselelere karıştım. Nişanlımın kız kardeşi, ablasının gözünü morartmış. Ben de “İnsan düşmanını böyle vurmaz, bu nedir böyle?” dedim. Ablasına söyledim. Aile de bana “Normaldir.” dedi. Ben de, “Biz de zamanında dayak yedik ama kimse bizi öldüresiye vurmadı, bu resmen ölüme teşebbüs.” dedim.

Velhasıl, ilk iki ayımız böyle geçti.

Hafta sonu olacak, ailesini aradım. “Müsaitseniz geleyim bir çay içeyim.” dedim. “Müsait değiliz.” dediler. “Tamam, problem yok.” dedim. 4 gün sonra tekrar aradım, yine “Müsait değiliz.” dediler. “O zaman siz müsait olunca beni arayın.” dedim. “Tamam.” dediler. Ama 2 ay boyunca aramadılar. Ben de evlerine gitmedim.

Sonrasında kalktık nişanlıma düğün öncesi alınacak elbiselerin bir kısmını aldık, telaş olmasın diye. Nişanlım kendi beğendiği elbiseyi ve yüzüğü aldı.
Annesi beğenmedi: “Nedir böyle pis şeyler almışsın?” dedi.
Pis dediği: 50 bin liraya yüzük, 2.500 liraya elbise, 2.000 liraya saat!

Sonra nişanlımın annesi, benim annemi aradı:
“Abla, sen böyle pis şeyler almazsın. Bunlar ne böyle?” dedi.
Annem de “Kızınız almış, ben hiçbir şeye karışmadım.” dedi.

Ama kadın laf yapmaya devam etti. Annem, “O zaman elbiseleri getirin.” dedi. Kadın da “Tamam.” deyip yüzük, saat ve elbiseleri geri gönderdi.
Kalktılar 2.500 TL’lik elbise yerine 8.000 TL’lik aldılar. 50.000 TL’lik yüzük yerine 70.000 TL’lik aldılar. Saati de değiştirelim dediler, kuyumcu kızdı, vazgeçtiler.

Nişanlımın annesi yatalak, babası ise hamallık yapıyor. Ben bunlara acıdım. Normalde yapılması gereken altın nişan yüzüğünü “Biz yapmıyoruz, eski damadımıza gümüş yaptık, sana da gümüş yaparız.” dediler. Ben de “Yapmayın, kendim yaparım. Size yük olmasın, siz kızınıza bir şey alın.” dedim.

Sonra da “Damatlık bize ait değil, biz eski damada da yapmadık.” dediler. Halbuki geleneklere göre hareket ettiklerini söylüyorlar ama kendi işlerine gelince…

Ben kızdım ama yine sineye çektim.

Bir gün nişanlımla konuşuyorum, bana “Yere düştüm, belim çok ağrıyor.” dedi. Ailesi 10 dakika mesafedeki devlet hastanesine götürmek yerine sağlık ocağına götürmüş, merhem yazdırmışlar.
Ben de “Bir şey olmaz, ilaç kullanırsan geçer.” dedim.
İki gün geçti, nişanlım durumu kötüleşti, yürüyemez hale geldi.

Endişelendim, evinin önüne gittim. Kız doğru düzgün yürüyemiyordu. Hastaneye götürdüm. Babasına ulaşamadım, annesine ve ablasını aramadım onlara kızgın olduğum için. Bacanağımı aradım, “Hanımına söyle, kız benimle. Röntgen çekeceğiz, ciddi bir şey olmasın.” dedim.

Sonra kıyamet koptu! “Nasıl kızımızı götürürsün!” diye.
Ben de “Siz götürseydiniz, ben götürmezdim.” dedim.
Nişanlımın annesi iki kere aradı, açmadım. Açarsam küfür edeceğini biliyorum. Babasıyla görüştüm, ablası bana hakaret etti, cevabını verdim.
Babadan özür diledim: “Habersiz götürdüm ama aradan iki gün geçtiğini, sıcak diye hastaneye götürmek istemediğinizi biliyorum.” dedim.

Sonrasında ailemi aradım, bunları arasınlar taşkınlık çıkarmasınlar diye.

Nişanlımın annesi ile ablası, kıza yüzüğü atması için baskı yapmış. Nişanlım ise atmamış, onları dinlememiş.

İki hafta sonra ortalığı düzeltmek için evlerine gittim. Dondurma, kola falan aldım. Ama annesi saydırmaya başladı, ablası saydırmaya başladı. “Sen yanlış yaptın.” falan dediler. Sesimi çıkarmadım, ortalığı düzeltmek için sineye çektim.
“Yok efendim, başkası olsa nişanı attırırdım, ailenin hatırı var.” diyerek beni keklemeye çalıştılar.

Nişanlımın kız kardeşi birden alevlendi:
“Sen bizim ailemizin huzurunu bozuyorsun! Annemi ve ablamı ağlatmaya hakkın yok! Ben buna müsaade etmeyeceğim!” diyerek bana racon kesti. Oradan kalktım. Kızın annesi sesini çıkarmadı.
Ben de “Kızına iki çift laf et.” dedim. Oturdum.
Bir dakika geçmedi, cahil kardeşi yine başladı. Annesiyle ablası sesini etmedi. Çok sinirlendim, kalktım. Nişanlım yanıma geldi, dışarıda özür diledi.

Nişanlımın hatırı için sesimi çıkarmadım.

Sonra gelinlik seçmeye gittik. 4 tane gelinlikçi gezdik. Nişanlımın annesi görüntülü aradı. Bembeyaz gelinlik gösteriyoruz, “Yok bu gri, olmaz. Şatafatlı bir şey istiyorum.” diyor.
Ben de ablasına kızdım: “Annenizi aşağı indirin, gelsin kendisi beğensin.” dedim. Zorlarına gitti herhalde.

Nişanlımın küçük kardeşi, arabanın kapısını açarken duvara sürttü. Ben de “Kapıyı yavaş aç.” dedim. Gitmiş annesine, “Damat bana karışıyor, ben ses etmiyorum.” demiş.

Annesi benim annemi arıyor:
“Benim kızım terstir, haberiniz olsun. Oğluna çeki düzen ver.” diyor.

Çok sinirlendim. 27.000 TL’ye gelinlik ve kınalık almışız, kalkmış “Siz ucuz almışsınız.” diyor.

Şimdi benim anlamadığım: Bu kadının amacı nişanı bozmak mı, yoksa bir şeyler koparmak mı?

Benim yaşım 20. Nişanlıma en iyi semtte, şahsıma ait, kirasız bir ev, en iyi eşyalarla dolu bir yuva ve neşeli, eğlenceli bir hayat sunuyorum. Kendimi övmek için söylemiyorum ama elimdeki imkânların çeyreği kayınbabamda yok.

Bunları düşünmüyor mu?
“Bu adam kızımıza en güzel şekilde bakacak, onu en iyi semtte oturtacak, her zaman sevecek.” demiyorlar mı?

Onlar bunu düşünmüyor, kalkıp benim üstüme oynuyorlar. Sabrımı sınıyorlar.
Gören der ki, sanki kralın kızını istemişim de zar zor, rica minnetle vermişler!

Belki diyeceksiniz, “Niye nişanı atmıyorsun?”
Ama nişanlım beni seviyor. Sözümden çıkmayacağına dair bana söz veriyor. Benim için ailesini karşısına alıyor.
Yaklaşık 200 bin liraya yakın sadece çöp olmuş para var ortada. Buna da yazığım geliyor.

Velhasıl durum bu.
Bekârlık bana göre sultanlıktı.
Evlilik insanı olgunlaştırır, fakat böyle paragöz insanları görünce insan kendi insanlığından utanıyor. “Bunlarla nasıl aynı ırktayım?” diye düşünüyorum.