Baba bu algı meselesi var ya… Galatasaray’ın en iyi bildiği iş. Futbolcusundan taraftarına kadar tamamen etkileşimle yaşıyorlar. Dün akşamki tweetlere denk gelsen inanamazsın, neler vardı neler.

Birisi yazmış: “Ben şimdi yatıyorum, sabah kalktığımda Ademola Lookman transferi bitmiş olsun. Yoksa #yönetimistifa tweeti atarım, ona göre!”

Ya insan bir sorar; sen kimsin kardeşim? Tweet atsan ne olur, atmasan ne olur? Ama işte, şu an birçok Galatasaray taraftarı kendini Dursun Özbek’ten daha yetkili sanıyor. Onlara göre her şey bir tweetle çözülüyor.

Hocam, işin özü şu: Galatasaray taraftarı ve futbolcusu bu aidiyet meselesinde iyice ipin ucunu kaçırdı. Futbolun profesyonel bir meslek olduğunu, oyuncuların bu işi para için yaptığını hâlâ kabullenemiyorlar. İstiyorlar ki takıma gelen herkes Bülent Korkmaz gibi olsun. Olmaz abi… Bu iş duyguyla değil, profesyonellikle yürür. Tarihte Bülent Korkmaz çıkar, Romalı Totti çıkar, Fenerbahçeli Volkan Demirel çıkar ama bu isimler istisnadır. Her gelen futbolcudan taraftar ruhu beklemek büyük bir yanılgı.

Bir oyuncunun görevi, formasını terletmek ve işini en iyi şekilde yapmaktır. Oynadığı takımı tutmak gibi bir mecburiyeti yok. Ama Galatasaray'da nedense başka takıma giden her futbolcu ötekileştiriliyor, küçümseniyor. Bu nasıl bir mantık gerçekten anlamak güç.

Şimdi de linç sırası Barış Alper’de. Adam yıllardır sahada varını yoğunu ortaya koyuyor, takımı sırtlıyor. Üstelik aldığı maaş, Icardi’nin maaşının çeyreği bile değil. Icardi sakatlık bahanesiyle Arjantin’de gece kulüplerinde dolaşırken, Barış Alper sahada köpek gibi koşuyor. Ama gel gör ki; gece kulübünde gezen Icardi, canını dişine takıp çalışan Barış’tan çok daha fazla kazanıyor. İşte burada ciddi bir adaletsizlik var. Barış Alper bu durumu dile getirdiğinde ise suçlu oluyor. Ben bir Fenerbahçeli olarak Barış Alper’i sevmem, belki nefret ederim bile. Ama “Yiğidi öldür, hakkını yeme”
demişler.