Selam olsun,
Uzun yazı fobisi olan arkadaşlar için daha az yazmaya karar verdim ve sizler için 3 4 gün bekledim.
Adım hıdır elimden gelen bıdır.
Şimdi konusunu edeceğim şey biraz insanın içini burkan bir konu en azından insan olanın burkması lazım diye düşünüyorum.
Ülkesine, milletine hizmet edip 60 yaşına gelmiş ve çeşitli hastalıklarla uğraşan emekli yani tecrübe sahibi insanlarımızın yaşantısından bahsedeceğim.
Ütopik düşünceleri severim aslında yani dünyayı gezsinler, yabancı kültürleri keşfetsinler elbette isterim ama mevcut durumda bu biraz onları üzer diye konu etmek istemiyorum.
Daha rasyonel yazmak istiyorum.
Aylık 14.500 TL ile yaşamaları beklenen bu güzel insanlar tüm çalışma hayatlarında maaşlarından kesinti yaşamıştır ki emekliliğimde rahat edeyim diye lakin kira dahi veremeyecekleri bir rakamla hayatta kalmak zorundalar, yaşamayı geçtik.
Hani artık milletime, devletime hizmetim bitti ömrümün kalan kısa vaktini hak ettiğim gibi keyifle geçireyim den çok çok uzak bir hayatta kalma mücadelesi içinde olmaları ne hazindir.
Bu sadece onların değil ileride emekli olacak hepimizde travmalar yaratıyor aslında ama bizi konu dışı bırakacağım çünkü travma değil bizzat fiili durumu yaşayan büyüklerimiz var.
Aylık 14.500 TL ile nasıl "insan" gibi yaşanabilir?
İnsandan kastım evrensel ölçekte temel insan hakları ölçüsünde...
Dünya ülkelerini gezip, kültürleri keşfetmeleri değil oldukları ilçeden bir başka ilçeye geçip bir yerde oturup bir yemek yiyememeyi mi layık görüyoruz?
Bu insanlar biz çocukken çöpümüzü toplayan abiler, bize okuma yazma öğreten öğretmenler, belediyede işlemleri yapan amcalar ya da bir makette bize uzanamadığımız raftaki ürünü veren ablalar...
Hepsi hayatımızın her alanında var ve bizi biz yapan insanlardı lakin bugün 70 yaşında olsa bile ağrılarına, hastalıklarına karşında elinde üç beş su satarak para kazanmaya çalışmakta.
Türkiye'nin hiçbir yerinde 14.500 TL ye kira + fatura + gıda + giyim + ulaşım gibi en temel ihtiyaçları karşılamaları mümkün değildir.
Tekrar yazmak isterim bu insanlar hepimizin hayatında olan milletin ve devletin tecrübesi, hafızası olan ömrünün çoğunu çalışarak geçiren insanlardır.
Hepsi emekli olduğunda bu çalışmalarının karşılığını alıp huzur ve kimseye muhtaç olmadan yaşayacaklarına inanan insanlardı.
Evet, pazarda çürük çarık sebze meyveleri almak akıllarına gelmezdi, mevsim meyvelerini alamayacaklarını hayal bile etmezlerdi.
Ömrünü adadığın milletine, devletine hatta adamakta değil ölümüne inandığın bu kavramlara bakıp eline geçen aylık 14.500 TL ye bakınca ne hissederler düşündün mü?
Kimseye muhtaç olmayayım derken kendi evlatlarına muhtaç olarak yaşamak...
Evlatlarının desteği olmadan ayakta duramamak.
Hem de ömrünü çalışarak, kendi ayakları üzerinde durmuş biri olarak...
Emekli diyoruz özel bir isim veriyoruz diye içimiz rahatlıyor belki ama onlar bizim annelerimiz, babalarımız ya da bir başkasının annesi, babasıdır.
Kendi ayakları üzerinde duran insanların 30 yıllık 40 yıllık çalışması sonucunda evlatlarının desteğine muhtaç olması onlarda nasıl bir yara açıyor düşündün mü?
Evlatlarına kıyamayan kendilerini yük gibi gören o güzel insanlar yük değil baş tacıdır evlatları için ama anlatamazsın.
Evlatların asgari ücretle çalıştığını düşünürsek o evladın annesine, babasına destek olamayışının çaresizliği bir başka konu.
Hülasa emeklilerimizin önceliği olması lazım. Bu aslında bizim geleceğimizin garantisidir.
Unutmayın hepimiz eğer ölmezsek "emekli" olacağız.
Bu konuyu siyaset, şu bu eleştiri, övme gibi nedenlerden açmadım sadece içimde büyük bir yara olduğundan açmak istedim.
Şahsen tüm emeklilerden yani ülkemizin hafızası olan insanlardan kendi adıma özür dilerim.