Selam olsun,
Atatürk olmak nasıl bir şey biraz anlatmak isterim.
Bir çocuk olacaksın ve adın Mustafa.
Devlet politikasıyla Selanik tarafına yerleşeceksin.
Baban devlet görevi sonrası ticarete atılacak ve kereste işine girecek ama ticarethanesi çetelerce yağmalanacak ve yakılacak.
Mustafa olarak Türk olmanın nasıl zorlu bir şey olduğunu fark etmeye başlayacaksın.
Ne dünya sahnesine çıktığın Asya'da ne batıya giden Türkler olarak bu topraklarda kendine yer bulamayacaksın.
Sadece Türk olduğun için dünya sahnesine çıktığın ya da geldiğin topraklarda hep aşağılanacak, hor görülecek ve barbar olarak yaftalanacaksın.
Okuyacaksın hem de 4.000 den fazla kitap.
Bu kitapları okurken sayfalarına notlar yazacak kadar kritik ederek, sorgulayarak okuyacaksın.
Mesela "Vakti gelen fikirler, ertelenemez" cümlesini Rahmetli Kazım Karabekir'e söylediğinde o cümle Victor Hugo'nun bir kitabında okuduğun cümle olacak.
Bu derece özüne işleyecek okudukların.
Geometri kitapları yazacaksın. Türk Tarih kurultayları yapacaksın ki dünyanın en önemli prof. larını ülkeye getirip araştırmalarını dünyanın kabul edeceği şekilde dile getirmelerini sağlayacaksın.
Sana hilafeti devam ettir ve halife ol dediklerinde kendi kişisel çıkarlarını ve rahatını düşünmeden Cumhuriyet ve Laiklik diyeceksin.
Önemli olan sen değilsindir, millettir.
Bu nefes almak kadar basit bir tercih olacak kadar özüne işlemiş olacak.
Sivas kongresinde Amerika'ya manda olma kararı oy çokluğu ile kabul edilecek ve sen kral gibi yaşamak varken Sivas kongresinde alınan bu kararı tanımayacak ve manda olmayı reddedeceksin.
Tam bağımsız Türkiye diyeceksin.
Yeni kurulan bir ülke olarak Amerika'ya manda olup kendi kişisel keyfini düşünmeyip ya istiklal ya ölüm sözünü devam ettireceksin.
Bu toprak neden işlenmiyor dediğinde "Burası bataklıktır, burada bir şey yetişmez." cevabını alınca "Bu nasıl laf! Vatan toprağı kaderine terk edilemez" sözünü edeceksin ve bataklığı kurutup o toprağı mahsul verecek hale getireceksin.
Bir ülke kurarken eleştirdiğin ve yanlışlarını sertçe söylediğin Osmanlıyı inkar etmeyeceksin.
Bir Osmanlı subayı olarak yetiştiğini ve Osmanlının borçlarını kabul ettiğini sadece dünyaya şirin gözükmek için değil ecdat olarak gördüğünden kabul edeceksin zira kabul etmeme şansın vardır ama tenezzül bile etmeyeceksin dünyanın en büyük liderleri arasında gösterildiğin dönemde bile.
Annen parasız kaldığını sana yazdığında evdeki halıları sat diyeceksin. O para bir süre sizi idare eder diyeceksin.
Anneni, kardeşini millettin önünde tutmayacaksın.
Yani kısacası dünyada yüzyılda bir gelen değil bin yılda bir gelen biri olacaksın.
Yazdıkların, söylediklerin 100 yıl sonra aynı şekilde geçerli olacak.
Sadece bugün sevenleri değil, o dönem düşman oldukları bile ölüm haberinde derin üzüntülerini ve dehasını takdir etmekten başka çare bulamayacak.
Bugün dünyanın çoğu ülkesinde heykelleri dikilen, caddelere ismi verilen hatta bir çiçeğe adı verilen bir insan olacaksın.
Tek bir ağacı kesmemek için oturduğun evi temelinden söktürüp taşıtacaksın çünkü o ağaç milletindir ve milletin olana el uzatılmaz diyeceksin.
Bazen nasıl bir insandan bahsettiğimizi idrak edemiyor olabiliriz ama o kadar şanslı bir milletiz ki böyle güzel bir insanımız oldu.
Seni çok özledik ve seni çok seviyoruz sarı saçlı mavi gözlüm.
Senin askerlerin olmak bir slogan değil, yaşam biçimi olmuştur ki artarak açtığın yolda yürüyen milyonlar var.
Bazı aklı evveller şöyle yaparsak, böyle yaparsak bu bağı kopartırız diye düşünebilir lakin bu bağ gönül bağıdır.
Kopmaz aksine derinleşir.
Allah mekanını cennet etsin Mustafa Kemal Paşam.