Selam olsun;
Genellikle dediğiniz kavram, siyasette gerçekleşir. Karnı tok olan sınıf siyaset yapar, hatta yunan tarihine bakarsak tokluğu metne almak için defalarca yemek yemekten kusup tekrar yiyen bir yazarın o an ki duygularını kaleme almasıdır. Açlık ve sefalet yaşayan bir insan ne turizmden bahsedebilir nede siyasetten çünkü maslow'un ihtiyaçlar piramidine bakmamız yeterli bu konuda;
İnsan ilk olarak yeme içme, barınma, sonrasında ise daha üst yaşam koşulları meydana gelmektedir.
Ama göz ile görünenler kitaplara yada mürekkebe sığmaz, aç iken bile onuru ile gururu yaşayıp evine 1 kuru soğan getiren insanları tanıdım ben.
Dediğim gibi dediğinizde makale olarak haklısınız eksiği yok, fakat çok fazlası var hocam...
Selam olsun,
Eksiği fazlasından ziyade kendi yaşadığımız toplumun mevcut durumunu yazmak istedim.
Doğru olanı ya da olması gerekeni yazarsak onlar bizim ütopyalarımız olur.
Elbette karnı aç birinin erdemli, etik değerlerle yaşaması gerekir ya da en azından insana yakışan budur ama etrafınızda baktığınızda bunu gördüğünüzü düşünmüyorum.
Benim yazdıklarımı tespit olarak değerlendirirseniz daha isabetli olur.
Tasvip etmiyorum.
Siz genel olarak iki yazdığınızda da olması gerekeni, insana yakışanı yazıyorsunuz ve hiçbir itirazım yok.
Ben daha çok etrafınızda baktığınız manzarayı yazmak istedim.