Selam olsun,
Bahsettiğiniz etik değerlerin olması için karnı tok bir toplum olması gerekiyor.
Bu tasvip ettiğim bir düşünce değil ama somut bir gerçeklik olduğundan yazıyorum.
Karnı aç, yarın ne yiyeceğini ya da faturamı ödeyebilecek miyim diyen insanların etik kavramıyla pek işi olmaz.
Pek işi olmaz diyorum etik değerleri yoktur yazmıyorum, haşa.
Öncelik o değildir.
Bu konuda hemen vay senin tuzun şöyle nemli böyle kuru yazılır ama bu yazılanlar gerçeği değiştirmez.
Felsefi olarak, toplum mühendisliği olarak ya da sosyoloji penceresinden bakarsak bu gerçekliğe ulaşırız.
Zaten ülkemiz özelinde ekonomik krizlerde ya da ekonominin durağan dönemlerinde dolandırıcılık faaliyetlerinin artması ya da ahlaksızlığın artması tesadüfi değildir.
İnsanların ekonomik zorluğu yaşadığı dönemlerde ilk terk edeceği şey etik ve ahlaki değerledir maalesef.
Yazdığım gibi bunları doğru bulduğum, haklı gördüğüm için yazmıyorum sadece durum tespitidir.
Yazdıklarınız çok değerli şeyler ama bunun sizden yani kişiden çıkması ve topluma yayılması lazım.
Kişi olarak sizin, benim, onun bu şekilde olmasının bireysel mutluluğumuz ve kendimizle barışık huzurlu bir hayat yaşamamız dışında toplumsal bir önemi olmuyor.
Ellerinize sağlık.
Selam olsun;
Genellikle dediğiniz kavram, siyasette gerçekleşir. Karnı tok olan sınıf siyaset yapar, hatta yunan tarihine bakarsak tokluğu metne almak için defalarca yemek yemekten kusup tekrar yiyen bir yazarın o an ki duygularını kaleme almasıdır. Açlık ve sefalet yaşayan bir insan ne turizmden bahsedebilir nede siyasetten çünkü maslow'un ihtiyaçlar piramidine bakmamız yeterli bu konuda;
İnsan ilk olarak yeme içme, barınma, sonrasında ise daha üst yaşam koşulları meydana gelmektedir.
Ama göz ile görünenler kitaplara yada mürekkebe sığmaz, aç iken bile onuru ile gururu yaşayıp evine 1 kuru soğan getiren insanları tanıdım ben.
Dediğim gibi dediğinizde makale olarak haklısınız eksiği yok, fakat çok fazlası var hocam...