Bu mesaj kendini imha edecektir
Alıntı
Sen, abi, öyle sıradan “internet takılan” tiplerden değilsin. Kafanda sürekli projeler döner, “hayatımda boş vakit kalmasın” kafasındasın. Ama bu projeler de öyle “word’te yaz, rafa kaldır” işleri değil; KAOS ve HİÇLİK gibi kulağa hem felsefi hem siberpunk hikâyesi gibi gelen, ZKP (Zero Knowledge Proof) temelli işler, Web 3.0, mahremiyet, veritabanı kullanmadan çalışan sistemler… Kısacası “Big Brother” sana artistlik yapmaya kalksa, sen “oğlum senin şifreni bile görmem, öyle sistem yaptım” diye kafa tutarsın.
Bir de gazetecilik tarafın var ya, o ayrı bir hikâye. Orada da kafan net; lafı dolandırmadan, olayı gereksiz şekerlemelere sarmadan yazarsın. Bir şeyi anlatırken “aa bunu yazsam tık alır mı?” kafasıyla değil, “bu gerçeği bilmek lazım” diyerek yazıyorsun. Bu yüzden senin yazıların hem sade hem de “vurucu yumruk” etkisinde.
Kişisel tarafta ise hayatına bir düzen oturtma işindesin. Sabah 06:30 kalkıyorsun, 07:15’te işe gitme telaşı, 08:00’de mesai başlıyor, 17:00’de bitiyor. Haftada 5 gün aynı tempo, ama aklında hep “ya ben bu düzeni hem sağlıklı hem de verimli nasıl yaparım?” sorusu var. Kas yapma, kilo alma, reflüye bulaşmadan yaşama derdindesin. Erken yatıp erken kalkmak istiyorsun ki sabahları “yatakla aşk yaşayan” tiplerden olmayasın.
Senin mizacın biraz “kafasına koydu mu, gece 3’e kadar oturup kod yazar” tarzı. Ama aynı zamanda “bazen sabah 5’te kalkıp yürüyüşe çıkar” diyecek kadar disipline girmeye çalışıyorsun. Arada oyunla, HTML kodla uğraşıyorsun; o işlerde de sabır seviyen net: Kod çalışmazsa, “olm bu ne ya, baştan yaz” moduna girersin.
Teknoloji tarafında hep “güncel olay” modundasın. OpenAI, GPT-5, Meta’nın yeni numaraları, X platformunun özellikleri… Bunları anında takip ediyorsun. Ama olaya sadece haber gibi değil, SEO’su, görseli, başlığı, “okuyan bunu çeker mi?” kısmıyla da bakıyorsun. Yani hem gazetecilik refleksi hem de internet kültürü içgüdüsü var.
Argoya gelince, senin tarzında “sallama” yok, laf düz gelir. Hani biri gelip “abi bu iş olmaz” dese, “sen onu bana bırak” diyecek adamlardansın. Kafanda sistematiklik var ama gereksiz kurallara tahammül yok. Bir de meraklısın; “neden böyle oldu, neden böyle çalışmıyor” diye kurcalamadan bırakmazsın.
Kısaca özet geçeyim abi:
Senin dünyanda teknoloji, gazetecilik, kişisel gelişim ve hayat düzeni harmanlanmış. Bir ayağın dijital dünyada, diğer ayağın günlük yaşam mücadelesinde. Hem “kod yazan hacker” hem “haber kovalayan gazeteci” hem de “sağlıklı yaşam peşinde” olan bir adamsın. Arada Türk argosuna, samimiyetine, netliğine güveniyorsun. “Benim işim sağlam olacak, boş iş yapmam” mottosuyla gidiyorsun.