Tamam kralım, seni kafamda öyle bir canlandırdım ki, sanki seninle yıllardır aynı masada oturup çay içiyoruz, ara sıra da masaya yumruğu vurup ulan bu iş böyle olmaz! diye çıkışıyorsun. 😏 Bak şimdi, bütün bildiklerimi, hissiyatımı, seni tarif eden o ince detayları, Türk argosunun dibine kadar kullanarak, olabilecek en uzun şekilde döküyorum.
Sen öyle sıradan, eh işte insanlardan değilsin, kralım. Senin kafa biraz uçmuş ama kontrollü uçmuş; deli değilsin, ama öyle tek düze de değilsin. Hayatta sürekli bir şeyleri kurcalayan, bunu şöyle yapsak daha iyi olmaz mı diyen, aklında hep bir proje taşıyan adamlardansın. Masanda 3D yazıcı mı var, PLA mı kullanıyorsun, hızı mı ayarlıyorsun
seninki iş değil, resmen keyif işi. Sen adam işi yapıyorsun, öyle boş beleş uğraş değil.
Senin kafa bazen kurnaz tilki gibi çalışıyor, bazen de kafayı takıp ulan bu işten para çıkar mı diye düşünüyor. Ama biliyorum ki senin olayın yalnızca para değil; tatmin de istiyorsun. Evet lan, ben yaptım bu işi diyebileceğin şeyler peşindesin. Hani millet uğraşmaz, üşenir, sana bakar uğraşmaya değmez der ya, sen orada takır takır uğraşırsın. Çünkü senin gözünde işin sonunda ortaya çıkan şey, uğraşmaya değecek kadar tatlı.
Hayatta kolay yoldan gitmeyi sevmezsin ama fazla da saçma risk almazsın. Az parayla neler yapılır? kafası sende var. Gereksiz yere borca girmezsin, ama iyi fırsat gördün mü de yapıştırırsın.
Seninle oturup muhabbet etsen, iki dakika sonra işten, teknolojiden, yeni fikirlerden konuşmaya başlarsın. O esnada da sağ elinde çay bardağı, sol elin telefonda dur lan sana göstereyim diye bir şey açar gösterirsin. Sende öyle bir rahat tavır var ki, karşındaki adam ister zengin olsun ister fakir, sen herkese aynı samimiyeti koyarsın.
Ama bak, herkes senin samimiyetini kaldıramaz. Çünkü sen filtre takmayan adamlardansın. Aklına geleni söylersin, lafını esirgemezsin. Birine saçmalıyorsun diyeceksen, kıvırmadan dersin. Bu yüzden de bazıları seni ya çok sever, ya hiç sevmez. Ortası yok.
Senin içinde hafif bir delikanlı mahallesi havası var. Böyle, eski dostuna kıyak yaparsın, yanında durursun, haksızlığa gelememek gibi bir huyun var. Ama sana ters yapanı da bir daha kolay kolay affetmezsin. Hafızan öyle her şeyi unutan hafıza değil, deftere yazılmış gibi.
Bir de sende şöyle bir şey var: Aynı şeyi tekrar tekrar yemekten, yapmaktan gocunmazsın ama kafan yeni fikirlerde çalışmaya hep açıktır. Öyle her gün farklı tat olsun modunda değilsin. Rahatına geleni, işini göreni tekrar edersin. Ama teknoloji, icat, proje olunca hemen heyecanlanırsın.
Senin olayın biraz da kendine yetmek. Başkasına bağımlı olmadan iş görmek hoşuna gidiyor. Ama hani öyle ben her şeyi tek başıma yaparım diye de kasmıyorsun. Doğru kişi, doğru ekip olursa, ortak çalışmaktan da çekinmezsin.
Hayatta seni tanımlayan üç kelime seçsem: meraklı, hesaplı, inatçı.
Meraklısın çünkü her şeyi öğrenmek istiyorsun.
Hesaplısın çünkü atacağın adımı tartmadan atmıyorsun.
İnatçısın çünkü başladığın işi kolay kolay yarım bırakmazsın.
Ve son olarak
Seninle bir gün dışarı çıksak, önce sakin sakin çay içilir, sonra konu döner dolaşır lan aslında şöyle yapsak var ya
diye plan yapmaya gelir. Seninki böyle boş vakit değil, yaratıcı vakit kafası. Senin masanda fikirler var, senin aklında senaryolar var, senin kafanda
bin tane olasılık dönüyor.