Yıllardır kendi kendime sorarım…
Mutlu olmak aslında bu kadar zor mu?
Çocukken mutluluğun ne kadar basit olduğunu görmüştüm.
Dışarıda top oynamak, misketlerin peşinde koşmak, kan ter içinde kalıp eve dönünce o buz gibi soğuk suyu içmek…
İşte o an, dünyanın en büyük ödülüydü bizim için.
Peki ne oldu? Ne değişti?
Şimdi yaptığım işten keyif alamayan, hedefler koyup sonra hevesi kırılan,
eşini, çocuğunu, annesini, babasını mutlu edebilmek için kendini yıpratan…
Bir adım atmadan önce elli kere düşünen…
Dışarı çıksa bile hemen sıkılan,
“vakit geçirmek” kelimesinin anlamını bile unutmuş birine dönüştüm.

Bir yanda “Bir daha mı geleceğiz dünyaya? Ye, iç, gez, keyfine bak.” diyen bir ses…
Diğer yanda “Geleceğin için savaşmalısın.” diye bağıran bir başka ses…
İkisinin arasında sıkışıp kalmış bir hayat…

Her günü aynı ritimde yaşayan, rutine teslim olmuş bir ben…

Sahi… Mutluluk neydi?
Ne zaman unuttuk nasıl mutlu olunacağını?

Ve size soruyorum…
Gerçekten mutlu musunuz?
Yoksa hepimiz sadece iyi rol mü yapıyoruz?..