Ehliyet verilmemeli değil...
Kadınlar, erkeklere kıyasla genellikle daha az soğukkanlı, ani reflekslerde daha yavaş ve daha temkinlidir. Etraflarında ise genellikle daha soğukkanlı, korkusuz, dikkatsiz ve ani refleksleri güçlü sürücüler bulunur. Bu durum, kadınların daha sakin ve daha dikkatli sürmesine rağmen, çevresindeki sürücülerin agresif ve kuralsız davranışları nedeniyle kazalara neden olmaktadır.
Kadınlar, genellikle şu şekilde düşünmez:
Aman bir şey olmaz, 50 km hız sınırında 100le gitsem ne olur ki? Yaz kardeşim cezası neyse öderim. Kırmızıda geçerim, param var. Yaya geçidi mi? Trafikte niye hoşgörülü olayım ki? Neden yol vereyim, babamın oğlu mu? Sinyal mi o da neymiş? Aynaya bakmaya ne gerek var? Bana bir şey olmasın da, başkasının canı malı beni ilgilendirmez.
Kadınlar bu şekilde düşünmedikleri için değil, bu şekilde düşünen ve davranan çok sayıda sürücüyle aynı trafiği paylaştıkları için daha fazla kaza riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Avrupaya bakıldığında, yukarıda sayılan agresif ve sorumsuz davranışların toplumca benimsenmediği görülür. Kadın erkek ayrımı yapılmadan trafik kurallarına sıkı sıkıya uyulur. Bu yüzden şehir içi ölümcül kazalar neredeyse hiç yaşanmaz, yaşansa da çok nadirdir.
Özetle; mesele kadın ya da erkek sürücü olmak değil, trafik kurallarına uymaktır.
(Trafik kuralı sadece kırmızı ışıkta durmak değildir. Bu bir mecburiyet değil, bir bilinç meselesidir.)
NOKTA
Not : Genel olarak ehliyeti sınavı daha zor olmalı ve cezalarda tolerans tanınmamalı, trafik cezaları daha çok ağırlaştırılmalı.