İdam, ancak bağımsız, şeffaf ve adil bir yargı sisteminin olduğu yerde, çok ama çok istisnai durumlarda tartışılabilir bile. Ama hukukun işlemediği, gücün adaletin yerini aldığı bir ülkede idam cezası sadece daha büyük zulümlerin aracı olur. Ve o ülkede suçlular değil, susturulmak istenenler ölür.
1: Yanlış verilen bir idam kararı telafi edilemez. Masum bir insan öldürülürse, o hayat bir daha geri gelmez. Adaletsizlik varsa, hata da olur.
2: Mahkemelerin tarafsız olmadığı, torpilin ve güçlünün kazandığı bir sistemde kim idam edilmeli? sorusunun cevabı da şaibelidir.
3: Adaletsiz bir düzende idam cezası genellikle zayıflara, susturulmak istenenlere ya da günah keçilerine uygulanır. Gerçek suçlular ellerini kollarını sallayarak gezer.
4: İdam, çoğu zaman halkı susturmak için kullanılan bir gösteri olur. Gerçek adaletin yerini, göz boyama alır. İnsan hayatı propaganda malzemesi yapılır.
5: Hukukun işlemediği bir devlete bu yetkiyi vermek; zaten adaletsiz davranan bir sisteme ölüm kararı da ver demektir. Bu, istismar edilir.
6: Adaletsiz ülkelerde idam, sadece cinayet gibi ağır suçlar için değil, farklı düşünceler için de kullanılabilir. Bir gün bir fikir yüzünden asılabilirsin.
7: İdam cezası, halkı korkutmak için bir araç haline gelir. İnsanlar artık hak aramaya değil, susmaya başlar.
Adaletsiz ve hukuğun işlemediği ülkenin ismini kişisel güvenliğim için yazmıyorum.