hiçbirşey için yaşamıyorum. benim yaşımda artık çok geç. 25 senem heba oldu bu coğrafyada, sıkıştım kaldım, gidemedim, kaçamadım. uyanamadım. olmaz bu kadarı birkaç seneye düzelir dedikçe daha da battım bataklığa.

yanlış anlamayın üniversite mezunuyum, master derecem var, türkiyedeki ilk robot kolu yapıp birincilikler aldım, televizyonşara gazetelere çıktım, çifte burslu okudum, fabrikalarda genel müdürlük yaptım, aracı kurumlarda direktörlükler yaptım.

bu saatten sonra porche versen reflekslerim frene basmaya yetmez, tekne versen yelkeni çekemem. playboy house versen... eh işte... para versen ne alacam ki... zaten herşey kalitesin, dünyanın kullanmayı çok önce bıraktığı ıvır zıvır şeyler. telefonlar dandik, arabaları kullanacak düzgün yol yok, mobilyalar desen kalitesizliğin dibi... hç ama bana hitabeden hiçbirşey yok.

bir kedim var. bensiz yaşayamaz. o göçüp gittikten sonra....

rüya gördürtmeyen, bein faaliyetlerini durduran bir ilaç arayışındayım. halen bulamadım. herkesden uzak biryere gidip bu işi bitirme planlarımı ciddi ciddi senelerdir yapıyorum. eğer ayarlayabilirsem yurtdışına gidip orada bu işi bitirmek istiyorum. sonrasında beni yakabilirler, gömebilirler. farketmez. tek vasiyetim "beni o topraklara geri göndermeyin" olur. ama maalesef bu gibi durumlarda tabutu geri postalıyorlarmış.

hiç değilse son zamanlarımı insanların arasında, medeni bir ortamda, kiletli birkaç şey yiyerek ve içerek geçirmek istiyorum. çevreme baktığımda paçoz paçoz tipler değil de düzgün giyimli insanlar görmek istiyorum.

neden döndüm bu memlekete inanın hiç bilmiyorum . isviçre, fransa, danimarka, ingiltere, bosna, çekoslavakya... geri döndüm. hepsinde altı ay on ay kaldım... geri döndüm.

kafama s..çayım.

coğrafya kaderindir.