Senin çocuğuna tecavüz edip günlerce işkence eden bir insanı dubai ye tatile gönderirmisin ödül olarak.. Allah niye zalimlere cenneti ödül olarak versin.. Allah adildir.. Hakedene hakettiğini verecek.. Hatta yaptığın iyiliklere 1 e 10.. 1 e 100 vereceğini söylüyor.. Yaptığın kötülüklere de 1 e 1 vereceğini söylüyor.. Rabbim her kuluna pozitif ayrımcılık yapıyor kimsenin yapmasını istemiyor.. Biz kendimizi ateşe sürüklüyoruz..
16-18 yaşına kadar insan ailesinin dinine göre yaşamak zorunda kalır ondan sonra sorgulamaya başlar.. bu saçmalıklar nedir gerçek bu olamaz diye..
Firavunun karısı iman etti çevresinde hiç kimse iman etmemişken.. Hz Nuh'un karısı da aynı evde yaşadığı peygamber varken iman etmedi..
Türkiye dede aynı durum yok mu.. İslam ülkesiyiz ama milyonlarca inançsız var.. Yani senin çevren imana ulaşmana engel değil. Sadece süreyi uzatabilir.. İçinde arayış varsa Allah zaten yardım edecektir sana hiç ummadığın yerlerden destek olacaktır..
Türkiyede hem Müslüman hem de inançsız insanlar var, çünkü kimileri mevcut dini kabul ediyor, kimileri ise sorgulayıp reddediyor. Bu da yine Neden ben böyle bir durumda doğdum? sorusuna çıkıyor.
Bugün Hristiyan bir ülkede de durum farklı değil. Orada da büyük çoğunluk Hristiyandır, başka bir dine mensup olanlar veya ateistler vardır ama sayıları genelde azdır.
Yani yine aynı durum: Ya doğduğun dinin mensubusun, ya zamanla inancın zayıflamış, ya da inancı tamamen terk etmiş birisin. Seçimlerin, büyük ölçüde doğduğun coğrafyaya ve çevreye bağlı şekilleniyor.
Bu konuda daha net bir fikir edinmek için bir Hristiyan topluluğa katılın, Farklı din de olabilir. onlarla birebir sohbet edin. Göreceksiniz ki, onlar da inançlarını öyle içselleştirmişler ki, sizin getireceğiniz her soruya kendilerince bir cevabı mutlaka olacaktır. Doğru birdir, isteyen istediğini savunur ama mesele bu değil. Beyni farklı kodlanmış birinin nasıl inancını değiştireceksin ki? Ayrıca herkes aynı zekada ve anlayışta bile değil.
diğer konuya gelirsek;
Siz diyorsunuz ki: "Kötülük var, tecavüz var, hırsızlık var, insanın insana zulmü var
Cezası da var, sabredin ve bekleyin."
Ben de diyorum ki: Peki neden var? Neden bu kadar acı, bu kadar zulüm var?
İster imtihan deyin, ister özgür irade
Bu, özgürlük değil; işkencedir. İnsanlar kendi seçimini yapamadan, içinde doğdukları kaosla boğuşurken "imtihan" kelimesiyle avutuluyor.
Tanrı'nın, bizim inancımıza ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. YouTube'daki bazı içeriklerde "sanatçılar kendini tanıtır" der. Oysa gerçek bir güç, her şeyin ötesinde olan bir varlık, kendini tanıtmak zorunda kalmaz.
"Şeytan beni kandıracak mı, kandırmayacak mı?" korkusuyla geçen bir ömür
Yada şeytana uymuş insanlarla karşılaşmak...
Bu bile başlı başına ağır bir yük, ciddi bir huzursuzluk sebebi. Neden böyle bir risk ortamına mecbur bırakılıyoruz?
Herkes şöyle der: "Bu bir imtihan; iyilik de var, kötülük de... Sonunda ise mükâfat ya da ceza var."
Ama kimse şu soruyu sormaz: "Neden böyle bir sistem var? Neden böyle bir şeye mecbur bırakılıyoruz?"
Zengin bir insan, sevgi dolu bir ailede yetişmişse, bu dünyada daha rahat bir hayat sürer. Gezer, yer, iyilik yapar, kötü insan olmaktan uzak durursa da daha kolay bir şekilde cenneti kazanabilir. Günahı olsa bile, büyük bir suç değilse, affedilme ve cennete girme olasılığı oldukça yüksektir.
Peki ya diğer tarafta, fakir doğmuş, ailesinden sevgi ve destek görmemiş, hayatı boyunca sadece ayakta kalmak için mücadele etmiş biri ne olacak? O da, tüm bu olumsuzluklara rağmen iyi kalabilirse, cenneti kazanabilir. Ama bu adil mi?
Hiçbir imkânı olmadan, sıfırdan başlayarak yıllarını harcayan biriyle; zaten sevgiyle büyümüş, hazır imkânlara sahip birinin sonuca aynı şekilde ulaşması gerçekten adaletli mi?
Biri sadece elindekini iyi değerlendirdi, diğeri ise her şeye rağmen iyi kaldı.
Ama sonuç aynı: ikisi de cennete girdi.
Peki bu durumda, çaba ve koşullar arasındaki fark neye göre değerlendirilecek?
Diğeri çok ve çok daha sevap kazanmış ne fark eder ki? Sonuç ikiside cennete girdikten sonra olay bitiyor.
Fakir var, zengin var, birinin ailesi var, diğerinin yok. Kimisi sevilerek büyüyor, kimisi şiddetle. Hayatlar bu kadar farklıyken aynı imtihana tabii tutulmak adil mi? Büyük çoğunluk zaten hayattan memnun değil, mutsuz, kırgın
Bugün Gazze'de insanlar ölüyor, yarın başka bir yerde. Sürekli savaş, ölüm, yıkım, tecavüzler... Tüm bunlar gerekli miydi gerçekten? Tanrı insanı bir boşluğa atıp sonra da bakalım doğru yolu bulabilecek mi diye bekliyorsa, bu sınav değil, zorlama olur.
Melekler Allah'ı birebir görmelerine rağmen, içlerinden biri şeytan oldu. O zaman bizim gibi sınırlı bilgiye ve algıya sahip varlıklardan ne bekleniyor?
Evet, din kusursuzluktan, adaletten bahsediyor
Ama dünya hayatı oldukça sert, adaletsiz ve yıpratıcı. Bu kadar acı içinde, bu kadar farklı şartlarda yaşarken insanın sadece "sabret" denilerek susturulması çözüm değil. Ben bu sistemden memnun değilim.
Saygılarımla...