çok kötü yerlere gidiyor. aklımdaki tek senaryo ortadan ikiye dikey bölecekler buraları. hatta elektrik santrallari doğuda kaldığı için akkuyu nükleer santral olayı da o iş için yapıldı. su bile bulamaz hale geceğiz diye düşünüyorum. endişe etmiyorum, böyle olacağına inanıyorum. bir ülke bu devirde topla tüfekle işgal edilmez ki. etsen ne yapacan, 85 milyon insanı nereye süreceksin ? taşını toprağını alıp mahsul yetiştiremez, hayvan beseleyemez, elektrik üretemez hale gitirir sömürürsün. orda burda devletler de kurdular zaten. şimdi o devletleri akdenize de açacaklar. birkaç sınır daha çizdin mi artık bu coğrafya bir daha ayağa kalkamaz. eğitimden başladılar, din, inaç, toplum kültürü, örf gelenek yıktılar... cebini dolduracak hevesli adamları ellerinde oynatıyorlar. kimse sesini de çıkaramıyor... geriye en son türk kanı kalmıştı, onu da karıştırıp bozuyorlar. al sana bir toplumu yok edip yeniden şekillendirmek.

iş yok. kazandığın para yok. kredileri biraz açarlar, o da seni beni biraz daha borçlandırmak için. ineği kesersen süt sağamazsın o sebeple yaşatacaklar ki vergi sağsınlar. hiçbirşey kalmadı, hiçbir imkan yok. para harcasan bile kaliteli birşeye ulaşamıyorsun. her yemek yapat, sahte. herşey üçkağıt. herkes yozlaştı. artık bu saatten sonra her koyun kendi bacağından asılır kafası var.

yapılacak tek şey kaçmak, eğer becerebiliyorsan. o da imkansız gibi birşey çünkü vize randevusu bile alamıyorsun. herkesten uzak bir yerde bir küçük arazi alıp etrafını dikenli tellerle çevirip oturmak dışında bir şansın yok. şehirler bir kaos içerisinde. geleceği olmadan çalışan köleler gibi herkes. fabrika açamazsın atülye alamazsın elişi yapamazsın kafanı kullanıp para kazanamazsın. ne borsa ne foreks ne kripto, finans piyasalarını kilitlediler. nereden para kazanmannın yolunu bulsan hemen önüne bir duvar çekiyorlar.

gidenler gitti. kalanlar zaten imkanı olmayan benim gibi zavallılar. 56 yaşındayımı. hayatımın 25 senesi çöp oldu. tüm eğitimim, ödüllerim, açtığım fabrikalar, danışmanlığını yaptığı koca koca şirketler... hepsi bir hiç içinmiş.

benim için artık çok geç. bazen kalkıyorum yataktan, birşeyler yapmak geliyor içimden, bir enerji basıyor. bir koşturmaca.... sonra... farkediyorum ki o yol da kapalı. yapsam zaten bir yararı yok bir arpa boyu yol aldırmayacak bana. içim kararıyor, oturuyorum yerime. tüm lise ve üniversite arkadaşlarım aynı durumda. şirket alıp satan arkadaşlarım var, kenra köşeye çekildiler. en çok para kazananlarımız kuryecilik yapanlar.

ama olsun... bacılarımız üniversiteye girdi.

bence edevlet'e bir özellik eklenmeli. ötenazi istiyorum diyebilmelisin. parası neyse verelim kardeşim, bir ambulansla doktor gelsin, birşeyler enjekte etsin, göçüp gidelim... zaten yavaş yavaş gitmiyormuyuz öteki tarafa.

yaşamak bu değil. ömrümün dörtte biri yurtdışında geçti. nasıl bir geri zekalıysam artık buraya döndüm hep. ama gördüm oraları, kaldım aylarca senelerce oralarda. bizimkisi hayat değil. hayatta kalmak. minimum insani standarlara bile sahip değiliz.

ama olsun... canım memleketimde bacılarımız üniversiteye girdi. yoksa o universiteler mi bize girdi ? tövbe tövbe... kusura bakmayın valla... bu konular açılınca çok sinirleniyorum. 25 sene arkadaş yaaa... ağaç diksen koca çınar olurdu. ne yapabildik... hiç... neden... soyamadık, soyan kimseyi tanımadık.

coğrafya kaderindir.