Peki, insanın 50-60 yıllık sınırlı ömründe yaptığı hatalar yüzünden, sonsuz ya da binlerce yıl sürecek bir cehennemle cezalandırılması ne kadar adil?
1400 yıl önceki ve ondan da önceki mucizeleri ve peygamberleri bile göremeyerek daha zorlu bir seviyedeyiz.
Bir Japon ailesinde doğan bir çocuk, doğal olarak Japonca öğrenir, Türkçe değil. Çünkü çevresi, ailesi, toplumu onu bu şekilde kodlar. Din de böyle şekillenir. Ailesi neye inanıyorsa, çocuk da genellikle onu benimser. "Aklı var, araştırıp doğruyu bulsun" demek kolay. Ancak bir insanın sıkı sıkıya inandığı bir düşünceyi bırakması, dışardan söylendiği kadar basit değildir. Aynı şekilde, bir Hristiyan da kendi inandığı dini bizim kadar içten savunabilir, kendi açısından çok makul delillerle.
Dünya hiçbir zaman adaletin, barışın ve huzurun tam anlamıyla hâkim olduğu bir yer olmadı. Savaşlar, ölümler, adaletsizlikler hep vardı. Böyle bir ortamda insanın neye inanacağına dair sağlıklı bir karar vermesi de elbette kolay değildir. Kimisi dine daha da bağlanır, kimisi ise hayal kırıklığıyla tüm inançlarını kaybedebilir. Bu noktada insanı sadece aklıyla yargılamak yetersiz kalır. Çünkü herkesin aklı, ruh hali ve çevresi birbirinden farklıdır. Parmak izi nasıl eşsizse, insanın zihinsel ve duygusal yapısı da öyledir.
Bugün Müslümansak, büyük ihtimalle bu, doğduğumuz ailenin, kültürün ve çevrenin bir sonucudur. Bugün birçoğumuzun çocuklukta cami anısı vardır. Sebebi bellidir. Biride çıkıp biz kilisede şunu yaptık demez.
Aynı şekilde bir Amerikalı, Hristiyan bir ailede doğmuşsa, büyük olasılıkla Hristiyan kalır. Eğer siz Amerikada doğmuş olsaydınız, aynı imanla aynı şeyleri savunur muydunuz, gerçekten?
Kaldı ki; iyilik, niyet sorgulamasıyla gölgelenmemeli. Belki biri aşıyı prestij için buldu, belki para için. Ama sonuçta hayat kurtarıldı mı? Evet. Bu dünyada somut etkiler bazen niyetten daha belirleyici olabilir. Belki de ilahi adalet dediğimiz şey, bu karmaşık dengeleri bizden daha iyi tartabiliyordur. Bugün kaçtane insan karşılıksız inanıyorki? Cennet hayali kurarak yaşamıyormuyuz? Herkes olmasada birçoğu böyledir.
Bunu bende çok merak ediyorum, genelde tatmin edici bir cevap yok, şanslısın, Allah tarafından seçilmişsin veya gayrü bela da inanmışsın gibi mantıksız cevaplar alıyorum.
Ayrıca aklımda şöyle bir soru var, biraz saçma ama insanların anlayabileceği bir soru. Allah insan olarak 500 farklı ırkta ya da bölgede doğsa ve hayatını 70 yıl sürdürse. Bu 500 'ünde de müslüman olup İslam'ı seçer miydi? Çünkü dediğin gibi insan doğduğu yerin kültrüne ve inancına göre dallanıp budaklanıyor ve diğer dinler pek umrunda olmuyor.
Ben Allah'a inanan biriyim, İslam'da bende ağır basıyor çünkü müslüman olarak doğdum ama aklımda hep bu sorular var. Yaşantı şeklim ise 0 ibadet, tıpku bir ateist veya deist gibi yaşıyorum.