ilkokulda balkonda bir kuş yavrusu vardı, kenarda duruyordu. alayım düşmesin diye hamlettiğimde atlayıp aşağıya süzülmüştü, öldürdüm mü hayvanı bilemiyorum.
ilkokulda kleptoman (kronik hırsız) kuzenim geldiğinde balkondaki karıncaları mercekle yakardı. yanında oturup sesimi çıkartmazdım. ben de yakmıştım birkaç tane. anam da hiç ses çıkartmazdı. (o başka bir post konusu)
ortaokul 1'de binanın altındaki elektrikçide bir sebeple konuşurken annem, yerde bulduğum sarı led'i çalmıştım.
onbeş sene kadar önce bir karda yavru siyah bir kediği gözünü oya oya öldürdü. gözümün önünde. sinirlerim bozuldu, kadaköy'den havalı bir tabanca alıp kargaya ateş etmiştim. götü gitti hayvan. köpek gibi pişmanım.
hasta bir kedi vardı bahçenin müdavimi. eski hatın "birşey olmaz onlara" dediği için veterinere götürmemiştim. sonradan götürdüm ama kurtaramadık. onun da günahı boynumadır herhalde.

insanlardan genelde hiç hoşlanmam. o da günahtır sanırım.
sevmediğim insanlara birşey öğretmem. engel de olmam ama bilgimi ve tecrübemi onlara yararı olacak şekilde kullanmam.
bazen iki yüzlülük yaparım. mesela benim hatunun evinde bir akrabaları kalıyor, evleri kentsel dönüşümde olduğu için. adamın yüzüne hehehe diyorum ama fare kılıklı birşey, eski kumarbaz falan. ama hiç hoşbeş etmiyorum. o da günah tabii.

bunları çok düşünürüm ben. baya baya günah listem var. neden derseniz ben çok sanssız bir insanımdır. hep bir sebep arıyorum bu kötü kaderime...

hah.. bir de insanlar var tabi... hiç ama hiçkimseye tek bir fiske vurmadım, kazıklamadım, dolandırmadım, çalmadım, yan gözle bekmedım. diyeceksiniz ki nasıl emin olabiliyorsun. söyleyeyim... hiç fırsatım olmadı. hiç ama... sıfır...

haydeee kalın salıcakla...