adwerd0z1 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Mesele bu değil hocam. Bizden önce yaşamış ve hâlen yaşamakta olan bilim insanları bu soruların büyük kısmını zaten bizim adımıza araştırıyor. Siz de bu çalışmaları inceleyerek fikir sahibi olabilirsiniz; yine de zihninizde yeni ve derin sorular oluşacaktır. Araştırmak kötü bir şey değil, fakat bazen keşke araştırmasaydım da diğer insanlar gibi hiçbir şey bilmeden günübirlik yaşasaydım diyorum. Açıkçası bu süreç beni çok yordu.

Uzay konusuna gelirsek, evreni henüz tam anlamıyla keşfetmiş sayılmayız. Hâlâ açıklayamadığımız teoriler ve enerji bileşenleri (örneğin karanlık madde ve karanlık enerji) olabilir; bunlar bilimin mevcut paradigmalarında köklü değişikliklere yol açabilir. Bugünkü Big Bang modeli, gözlemleyebildiğimiz sınırın ötesine yaklaşık 10-43 saniye öncesine, yani Planck çağına ilerleyemiyor; o bölgeyi açıklayabilmek için kuantum kütleçekimi kuramına ihtiyaç var. Belki de daha önce var olmuş bir evren, kozmik bir “sıçrama”yla yeniden doğmuş olabilir; döngüsel evren senaryoları teorik olarak mümkün, fakat henüz kanıtlanmış değiller.

Tanrı konusuna gelince: Sizin tasvir ettiğiniz Tanrı ile dünyadaki farklı dinlerin anlattıkları ne ölçüde uyuşuyor? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Bilim, yönteminin doğası gereği Tanrı’yı ne kanıtlayabilir ne de çürütebilir; bu, inanç alanına girer.

Özetle, ben şahsen günübirlik yaşamayı tercih ediyorum. Bu benim kişisel görüşümdür. Herkesin psikoloji ve düşünceleri bir değil. Şahsen çok yıprandım. Bu yüzden arkadaşada aynısını önerdim. Tek seferlik ömrümüzü böyle geçirmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Taneı isterse yeni elçi veya melek göndererek tek seferde bu algıları yok edebilir. Tercih etmiyorsa yapacağımız birşey yok. Bugün japondaya farklı kültür ve inançla doğdu diye cehenneme gitmesi ne kadar doğru tartışılır.
Herkes araştırsın der ama benliğini ve doğmatik bilgilerini terk etmek inanılmaz zordur.
Söylediklerinizi anlıyorum hocam, başka insanlar gibi basit düşünebilmek hatta düşünememek bazen benimde istediğim birşey (günümüzde ülkenin durumunu çok iyi görenler gibi mesela, ekonomi bilmez, uluslararası ilişkileri bilmez tarih okumaz ama mutludur)
Uzay konusunda bilimin ortaya attığı argümanların %99.9 u sadece görüş olabilir.Özellikle evrenin ilk çağları hatta mili saniyelerinde ortaya atılan fikirler.Bu konuda bebar bilimin youtube kanalında güzel bir video var, muhtemelen o olmasada ona benzer video veya kaynakları incelemişsiniz.100-150 bin yıllık insan tarihi, katettiği yolun %90 ını son yüzyılda keşfetmiştir muhtemelen.Gelecek neyi gösterecek kim bilir.Dün doğru olanlar bugün yanlış, bugün yanlış olanlar yarın doğru olabiliyor, bilim bunu gösterdi bize.

Daha öncede söylediğim gibi din inanç mevzusudur.Bilimle bunu kanıtlayamaz çürütemezsiniz, inanmamayı tercih eden birisi evrim teorisine, inanmayı tercih eden insanda evrendeki sonsuzluk içinde kuantumu düşünüp kararını verebilir.

İslam dininde olay ve ibadetlerin sevap sayısı yoktur (bazı dini kitaplarda şunu yaparsan yüz sevap bunu yaparsan 500 sevap gibi yazıları gördüğümde gülerdim )
Benim düşüncem şu, oruç farzdır ama benim klima altında oturarak tuttuğum oruçla tarlada güneşin altında çalışan çiftçinin veya bir inşaat işçisinin tuttuğu oruç aynı mükafatla sonuçlandırılmayabilir.Sonuçta hepimiz görevimizi yerine getiriyoruz ama durum ve şartlar göz önüne alınıp mükafat oranını değiştirebilir.Aynı şekilde müslüman bir ülkede müslüman bir aileda doğmanın getirdiği kolaylıkla müslüman olarak ölmem, ateist bir ülkede ateist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip araştırıp islama inanıp müslüman olmuş bir insanla aynı derecelendirileceğimi sanmıyorum.Buda benim görüşüm.

Tanrı istese yeni kitap yeni melekte gönderirdi, hatta herkesi iyi,müslüman,tam ibadetini yapan insanlar olarakta yaratabilirdi, ozaman insan değil makina olurduk.Kendi kararlarımıza göre yaşayamaz doğru ve yanlışı göremezdik.

Son birşey daha belirtmek isterim.Bilimsel olarak değilde felsefi olarak çok araştırmak sizi müslüman yapmaz, hatta tam tersi inançlı biri iseniz inancınızı bile kaybedebilirsiniz.Bunu şu şekilde anlıyorum.Beynimiz ve bilincimizin bir sınırı var tıpkı bilgisayar ram ve harddisk gibi, sınırımızı bilip ona göre yaşamalıyız.Felsefi düşüncelerin neredeyse tamamı gözle görülemez ve ispatlanamaz olduğu için sizi büyük bir boşluk içinde bırakabilir, buda beyninizin sınırlarını zorlamanızı hatta anlayamacağınız şeyleri düşünmeye zorlamayıbilir ve kabaca beyni yakabilirsiniz.

Yanlış anlamayın en sevmediğim şey inanan veya inanmayan insanların görüşlerine saygısızlık yapıp kendi düşüncelerine inandırmaya çalışan insanlardır (aslında inandığı veya inanmadığı şey hakkında cahil olan insanlar).Adam daha inandığı dinin kitabını okumamış okusa bile zorunlu yap dediklerini yapmayıp yapma dediklerini yapar sonrada başkalarını o dine inandırmaya çalışır.

Soru işaretlerinizin cevabını bırakın bu forumda bu dünyada tam olarak cevaplayabilecek insan yok.Ben de bazı sorularımın cevabını merak ediyorum ama bu dünyada bulamayacağım için kafama takmıyorum, öldükten sonra bulabileceğime inanıyorum.