erkekler sıkıntı, üzüntü ve depresyon durumunda yanlız kalacakları yerlere gider. bizde konuşarak paylaşmak ve rahatlamak gibi bir kavram yoktur. en kötü durumda bile soran olursa "uğraşıyoruz işte", "halledicez inşallah" gibi şeyler söyleriz.
şöyle düşün, biz dinazor avlayıp eve yemek getirmek üzere programlı canlılarız. dolaşır, avlanır, savaşırız. gerekirse vahşileşiriz. amaç evde bıraktığımız soyumuzun devamıdır. kadınlar daha farklı. onlar hayatı yaratan, sürdüren varlıklar. hayatı sürdürürken gerekli altyapıyı temin etmek de erkeklere programlanmış bir görev.
medeniyet basamaklarını çıktıkça evet zaman zaman ağlıyoruz tabii.... bir filmde sevdiğim bir replik vardı. gözyaşı fazlasıyla güçlenen ruhu taşımakta zorluk çeken bedenin verdiği tepkidir diye. ama kimse görmez. o durumda genelde kadınlardan destek görmeyiz ve yanlız bırakılırız. tam da bu nokta "gerçek kadın" ile "çoğalma yeteneğine sahip homo sapiens türü" arasındaki farkı yaratır.
biz vahşi ormanlarda kadınların ve çocukların hayatlarını devam ettirmesi ve insanlığın yoluna devam edebilmesi için yaratılmışız.
zor konu heh