Yaşım 17, lise mezunuyum. Yaklaşık bir ay önce küçük bir ilçeye taşındık. Hem yaşımın küçük olması hem de çevrenin kısıtlılığı nedeniyle iş bulmakta zorlanıyorum. Bu yıl YKSye girdim ama üniversiteye gitme konusunda içimde ciddi bir çatışma var. Babam üniversiteye gitmemi istiyor, ben ise çalışıp kendi yolumu çizmek istiyorum. Zaten elektrik-elektronik bölümü mezunuyum; elimde bir meslek var. Üniversitede iki yıl daha okumak bana sanki gençliğimi kaybedecekmişim gibi geliyor.
Bir yandan da sağlıkla ilgili endişelerim var. Yaşım ilerledikçe hastaneye gitme korkum büyüyor. Neredeyse her gün Acaba yarın sağlıklı uyanacak mıyım? diye düşünüyorum. Bu korkunun temelinde çevremdeki insanların yaşadığı hastalıkları görmek yatıyor. Ne zaman birinin yaşadığı sıkıntıya tanık olsam, içimde derin bir huzursuzluk oluşuyor.
Bütün bu düşünceler içinde bir yandan da hayaller kuruyorum. Çalışıp kendi evime çıkmak, hayatımı kendi başıma sürdürmek istiyorum. Ama bu şu an için sadece bir hayal. Çünkü bu hedefe ulaşmak için, iş bulsam bile en az 30 bin TL kazanmam gerekiyor. Eşyalı 1+1 bir evin kirası bile başlı başına yük. Mobilya almak, ev düzenlemek ise neredeyse imkânsız görünüyor.
Bu noktada ister istemez hayatın gerçekleriyle yüzleşiyorum. Ev, araba, evlilik gibi kavramlar benim için gitgide daha uzak, daha soyut şeyler haline geliyor. Babadan kalma bir şeyin yoksa, kendi başına bir şey inşa etmek günümüz şartlarında neredeyse imkânsız gibi. Bazen çevremdeki insanlara özeniyorum. Şu adamın yerinde olsam keşke diyorum. Ama sonra anlıyorum ki dışarıdan kolay görünen hayatların içinde de büyük yükler olabiliyor.
Tüm bu maddi ve manevi yükler arasında, duygusal anlamda da eksik hissediyorum kendimi. Şu ana kadar ne düzgün bir ilişkim oldu ne de karşılıksız seven biriyle karşılaştım. Dış görünüşe gelirsek, yakışıklılık Allah vergisi ona diyecek bir şeyim yok. Ama bunun ötesinde, içimde beni çok etkileyen başka bir şey var: dişlerim. Çene yapımdaki bozukluk nedeniyle ameliyat olmam gerekiyor. Diş doktoru masrafın 60-70 bin lirayı bulacağını söyledi. Aileme yük olmamak için tedaviye başlamadım. Hayatımı kurana kadar bu şekilde yaşamaya devam edeceğim. Belki de bu durum, geçmişte insanların bana yaklaşmamasının da nedeniydi. Dişlerim yüzünden çok zorbalandım, insanlardan uzaklaştım. Bugün bile bu konuda hâlâ çok çekingenim.
Sonuç olarak hocam, hepimizin bir sınavı var hayatta. Hiçbirimiz hayatımızdan tam anlamıyla memnun değiliz. Bir şekilde ayakta durmaya çalışıyoruz. Bazen başkalarının hayatlarına imreniyoruz ama bilmeliyiz ki herkesin derdi kendine. En rahat görünen insanların bile içinde büyük fırtınalar olabilir. Bu yüzden aslında hiçbirimiz gerçekten yalnız değiliz.