Günümüz Türkiyesinde ticaretle ya da herhangi bir hizmet sektörüyle uğraşmak isteyen biri, yalnızca işini iyi yapmakla kalmıyor; aynı zamanda insan ilişkilerinde de ciddi sınavlardan geçmek zorunda kalıyor. Çünkü artık birçok sektörde en büyük sorun, işin kalitesinden ya da piyasa koşullarından önce, iş ahlakı meselesi.
Bu İşi Bir Ben Yaparım Tavrı
Giderek yaygınlaşan bir yaklaşım var: Bu işi sadece ben yaparım, başka kimse yapamaz. Bu kibirli tutum, beraberinde kalitesiz işi, umursamazlığı ve karşısındakine değer vermemeyi getiriyor. Hizmet sunan kişi ya da kurum, karşısındakini müşteri değil, sanki para isteyen bir yük gibi görmeye başlıyor. Oysa ortada bir emek, bir ödeme ve bir beklenti var. Bu ilişkiyi sağlıklı tutan şey, karşılıklı saygı ve sorumluluk duygusudur.
Önce Bütçe Nedir? Sonra Bu Paraya Ancak Bu Kadar
Bugün herhangi bir hizmet almak istediğinizde, çoğu zaman karşılaştığınız ilk cümle şu oluyor: Bütçen ne kadar? Hizmetin kapsamı, içeriği, gereklilikleri konuşulmadan direkt paraya odaklanılıyor. Ardından, başta bir fiyat belirleniyor; ama iş başladığında ya fiyatın yetersiz olduğu ima ediliyor ya da iş eksik, özensiz şekilde yapılıyor. Hizmeti veren kişi, zaten bu paraya bu kadar olur diyerek işi yarım bırakıyor. Daha kötüsü, parayı alıp tamamen ortadan kaybolanlar da var.
Bitmeyen İşlerin Ortasında Yeni İş Kovalayanlar
Bir başka dikkat çeken davranış da, henüz aldığı işleri bitirmeden yeni işler aramaya devam edenlerin artması. Elinde iki işi hâlâ sürmekte olan biri, üçüncü ve dördüncü işi de alıyor. Elindekileri tamamlama niyeti yok, çünkü sistem artık kim daha çok kandırırsa o kazanır düşüncesiyle işliyor. Hal böyle olunca yeni müşteriler de mağdur oluyor, eski iş sahipleri de
Paranın Kıymeti Yok, Hizmet Talebi Toksik
Daha da ilginç olan, müşteri olarak hizmet istediğinizde, bir anda zor bir tip damgası yemeniz. Ödeme yapmışsınız, karşılığında düzgün bir iş talep ediyorsunuz; ama bu talep hemen şikayetçi, toksik müşteri gibi algılanıyor. Hizmet sağlayıcı taraf ise, sanki para değil pul almış gibi davranıyor.
Neden Bu Hale Geldik?
Bu tabloyu yalnızca bireylerin suistimalleriyle açıklamak eksik kalır. Toplumsal yapının, ekonomik istikrarsızlığın ve eğitimin bu konudaki yetersizliğinin de etkisi büyük. İş ahlakı; sadece dürüstlük değil, aynı zamanda karşısındakinin hakkına ve emeğine saygı göstermek anlamına gelir. Bu değer ise ne yazık ki birçok sektörde artık ikinci, hatta üçüncü planda.
Umut Var mı?
Elbette. Hâlâ işini hakkıyla yapan, karşısındakini düşünen, emeğe saygı gösteren birçok insan var. Ancak bu kişiler, sistemin çarkları arasında ezilmemek için ciddi bir mücadele veriyor. Kaliteli hizmet sunanlar, yalnızca işin kendisiyle değil, insanların beklentisizliğe alışmış bakışıyla da savaşıyor.
Sonuç
Türkiyede iş ahlakı, artık sadece işini doğru yapma meselesi değil; aynı zamanda bir karakter testi haline geldi. Hizmeti alan da veren de birbirine güvenmiyor. Oysa güven olmadan iş olmaz. Para, bir alışverişin aracı olabilir ama esas olan, bu paranın karşılığında dürüstçe ve içtenlikle bir hizmet sunmaktır.
Belki yeniden şunu hatırlamak gerekiyor:
İş yapmak, sadece kazanmak değil; karşısındakine hakkını teslim etmek demektir.