Ortada 2 büyük sorun var.
1) Bizim maaşlı çalışan insanımız parayı neye ödediğinin farkında değil. Birileri sahil kenarında çay içtiğinde parayı çaya verdiğini sanıyor gidip çayın maliyet hesabını yapıyor.
Oysa siz paranın çoğunu çaya değil deniz kenarında işgal ettiğiniz masaya kira olarak ödüyorsunuz. Neden eşinizi dostunuzu alıp çayı çok ucuza satan mahalledeki kıraathaneye götürmüyorsunuz? Çünkü deniz kenarındaki keyif orada yok.
Dağın başında bir kaç dönüm bahçesi olan villa 10 milyon lira iken istanbul boğaz kenarında bir kaç dönüm bahçesi olan villa bir kaç milyar lira.
Deniz kenarında, turistik bir yerde, hava alanında yemeye içmeye ödeme yaparken yiyeceğin ve içeceğin maliyeti çok düşüktür siz ranta ödeme yaparsınız.
Rantın olduğu yerde fiyatlar ürünün maliyetine göre değil rantın maliyetine göre belirlenir. Ve ülkeyi müteahhitleri kalkındırarak rant üzerinden yöneten bir sistem var. Deniz kenarındaki o mekanın kirası muhtemelen en büyük gider kalemidir.
2) Bu ülke vatandaşı kendi fakirleştikçe sorunun fiyat artışı olduğunu sanıyor. Bundan 10 sene önce pizza yerken pahalı olduğunu düşünmeyen, dışarıda çay kahve içerken canı sıkılmayan adamlar bugün fiyatlar arttı sanıyor. Oysa problem fiyatlar artarken senin gelirinin aynı oranda artmaması. Yani bir çayın 50 lira olmasında sorun yok, sorun senin maaşının 50 bin lira olmaması. Bu ülke insanı fakirleştiğini anlamıyor. Zannediyor ki fırsatçı esnaf fiyatları yükseltiyor.
Maaşlı çalışanlar maliyet hesabı yapmayı bilmiyorlar.
Deniz kenarı 20 masalık bir mekanın aylık kirası bir kaç yüz bin liralardadır.
150 bin kira diyelim. 37 bin lira stopaj, 5 işçi maliyeti 150 bin, elektrik su temizlik personel yemeği belediye işgaliyesi gibi diğer giderlerle daha dükkana içecek koymadan maliyet 400 bini bulur.
Faizler aylık %4 senelik %50. Yani sen 400 bin lirayı her ay kiraya işçiye dükkana harcayacağına faize yatırsan bir sene sonra sana 600 bin lira olarak geri döner.
Senin hedeflediğin kar oranının üzerine fırsat maliyeti olan faizi de koyman lazım. Hatta işin başında yöneticilik yapıyorsan kendine de bir maaş maliyet yazman lazım çünkü parayı işe değil faize yatırsan bir işte çalışsan yine eline fırsat maliyeti yaratan bir maaş geçer.
Hatta dükkan senin olsa bile o dükkanı çalıştırmadan kiraya versen alacağın para kadar maliyetin vardır o yüzden dükkan kendi malın bile olsa dükkan kirasını maliyete yazarsın.
Yani daha buzdolabına yiyecek içecek koymadan 20 masadan her birinin saatlik maliyeti 100 liraya yakın bir tutar çıkar.
O masada en ucuz içecek olan 2 çayı içip 45 dakika lak lak yapan adamın işletme karı ve çayın kendisi hariç en az 75 TL ödemesi gerekir.
Üstelik o masalar haftanın her günü, günün her saati dolu olmayacağı için saatlik ortalama masa başı çok daha yüksek olur.
Öyle memur kafası ile hesap yapıp 1 liraya çay mal edip 10 liraya satan adam 2. ayı görmeden batar.