R10’da gezerken, bir yandan da kendi hayatıma bakıyorum…
Herkes bir şeyler yapıyor. Kimisi yazılımcı, kimisi SEO uzmanı, kimisi domain al-sat işinde.
Genç yaşta büyük işler başaranlar var.
Ben mi?
Ben kırk yaşımda hâlâ "Acaba şu siteyi kursam tutar mı?" diye düşünen, forumdaki konuları okuyup "Belki ben de bir gün başarırım" diye iç geçiren adamım.

Geçmişte çok şey denedim.
Ortaklıklar yaptım, işler kurdum, güvendim, kaybettim.
Her seferinde daha da yalnızlaştım.
Ama işin tuhafı, ne zaman dibe vursam, yine buraya – R10’a – geldim.

Burada bazen alaycı mesajlar da gördüm, yardım eli uzatan insanlar da.
Ama en çok şunu gördüm:
Burada herkesin bir savaşı var.
Kimse dışarıdan göründüğü kadar kolay kazanmıyor.
Arkasında sabahlara kadar uykusuz kalmalar, çayla idare edilen geceler, parasız geçen aylar var.

Benim hikâyem ibretlik mi? Belki.
Çünkü zamanında fırsatları harcadım.
İnandığım insanlar yarı yolda bıraktı.
Kendime kızdım.
"40 yaşına geldin, hâlâ neyin mücadelesindesin?" dedim defalarca…
Ama sonra bir gün, burada okuduğum bir yorumda kendimi buldum:
“Geç kalanlar başarısız değil, sadece geç uyananlardır.”

İşte o gün vazgeçmedim.
Yeniden denemeye karar verdim.
Belki bir proje tutar.
Belki bir domain bir kapı açar.
Belki biri çıkar, "Gel birlikte yapalım" der.

Bu yazıyı okuyan kardeşim, yaşın kaç olursa olsun, vazgeçme.
Çünkü düşmek seni bitirmez.
Ama düşüp yerde kalmayı seçmek, hikâyeni orada bitirir.
Ben 40’ımda bir satırlık umutla yaşıyorum.
Ve inan, senin yaşın kaç olursa olsun, hâlâ bir sayfa daha yazabilirsin.