Asında bu konunun bence müslüman insanlar tarafından ele alınması gereken çok önemli bir kısmı var. Ergenlik çağındaki gençlerin, zorunlu olarak verilen herhangi bir konuya karşı doğal bir direnç geliştirebildiği yadsınamaz bi gerçek. Din gibi kişisel ve gönüllülük esasına dayalı bir konuda gençlere yapılacak bu zorlama durumu, uzaklaşma ve hatta antipatiye yol açıyor. Derslerin zorunlu olması yetmiyormuş gibi bir de içeriğinin veya işleniş biçiminin ezberci olması, öğrencilerin dini derinlemesine anlamasını da engelliyor. Din, sadece ritüellerden veya kurallardan ibaret gibi algılanabilir, bu da dinin manevi boyutunun anlaşılmamasına neden olur. Tabi bir de ülkenin %99'unu sünni hanefi müslüman sanmak gibi bir yanlış da var. Zorunlu din dersleri genellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yorumuna dayalı sünni islam anlayışını esas alıyor. ve Bu da toplumdaki farklı inanç gruplarını (Alevi, Şii vb.) göz ardı ediyor. Hele bir de gençler, dayatılan dini bilgiler ile kendi gözlemleri, deneyimleri veya küresel bilgi akışı arasında çelişkiler yaşarsalar, bu durum dine tamamen sırt çevirme eğilimini tetikler. Sorgulama, doğru yönlendirilmediğinde inanç zayıflığına dönüşür.

Küçüklüğümden beri Türkiye'nin nüfusunun %99'unun Müslüman olduğu genel bir kabuldü. Ancak son dönemde bu oranın günümüz gerçekliğini yansıtmadığını bence herkes biliyordur..
Özellikle genç nesiller arasında, küreselleşme, bilgiye kolay erişim, kentleşme ve eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte bir sekülerleşme eğilimi var. Bu durum, dini pratiklerden uzaklaşma, dini kimliğin daha az vurgulanması veya agnostisizm/ateizm gibi farklı inançsızlık biçimlerinin yaygınlaşması şeklinde kendini gösteriyor. ve Bu sekülerleşme eğilimleri ve genç nesillerdeki dindarlık algısındaki değişimler göz önüne alındığında, yakın gelecekte Türkiye toplumunda islam'ın mutlak çoğunluk olma özelliğini koruyamayacağını veya en azından bugünkü baskın kültürel ve siyasi etkisini sürdürmeyeceğini düşünüyorum.


Sonuç olarak, zorunlu din derslerinin dini duyarlılığı zayıflattığını ve Türk toplumundaki dindarlık profilinin geleneksel algılardan farklılaştığı, daha heterojen bir yapıya doğru evrildiğini düşünüyorum. Her konuda yaptığı gibi bu konuda da en iyi adımları atmaya çalışan bir Baba'ya Ata'ya Önder'e sahip olsak da yine onu dinlememişiz. Ben müslüman değilim. Eğer olsaydım, tüm toplum müslüman oldu fantezisi geliştirmek yerine toplumun en dürüst, ahlaklı, bilgili kesimi müslüman olsun ki diğerlerine de örnek olsun, iştah açsın, gençlerin meyili de aramıza katılmak olsun isterdim.