digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Buradan nasıl bir çürüme çıkardığınızı ben anlamadım. Belki daha uzun yazıp örneklerle açıklamanız gerekirdi.
Bir insanın elde ettiği bir başarı hakkında onay araması, takdir araması, aferin istemesi bir çürümüşlük müdür?
İnsanların kapasitesi, gelir seviyesi ve hayalleri farklı seviyelerde olduğu için takdir bekledikleri gıpta bekledikleri konular da farklı seviyelerde.
Evet bir insan hayal ettiği alması zor bir telefonu alıp sonra bunu diğer insanlara gösterip hayırlı olsun denmesini bekleyebilir.
Herkesin kapasitesi farklı biri Nobel ödülü alır panellerden konferanslarda Nobelin hikayesini anlatarak takdir toplar.
Başka birinin kapasitesi de bir sınavı kazanıp hayal ettiği işe girmeye yetiyordur o da bu işi ve sınav sürecini anlatarak takdir toplamak ister.
Bir insan düşük kapasiteli, fakir, düşük eğitimli, düşük zekalı ise kendine göre büyük sayılabilecek başarıları ile övünmesin mi?
Buna neye dayanarak çürümüşlük diyeceğiz?
En fazla ortaya konulan başarının seviyesine göre görmemişlik, sonradan görmelik ya da en kaba tabiri ile görgüsüzlük diyebiliriz.
Sosyolojik kavramları anlamak yerine yargılamayı tercih ediyorsunuz.
Ben anlaşılmasına yardımcı olacak sosyolojik temeli tartışmak istedim ama siz anlamak değil linçlemek istiyorsunuz gibi geldi.
Bu konuyu da tartışmak için değil kafanızda kesin karara bağladığınız çürümüşlük üzerine kendiniz gibi düşünen insanlarla çürümüşlüğü eleştirmek için açmışsınız.
Ülkenin gelir seviyesi düştükçe ve gelir adaletsizliği arttıkça küçük insanların küçük başarıları ve küçük hayalleri daha çok öne çıkacak.
Çünkü sosyal medya artık küçük insanların kendi aralarında organize olup hayatlarını hayallerini başarılarını yaymalarına olanak veriyor.
Burada küçük insan derken insanları küçümsemiyorum yanlış anlaşılmasın, toplumun gelirinden, eğitiminden, kültüründen daha az payına düşen insanlar hakkında konuşuyorum.
Benim de bir dünya şampiyonluğum, nobel ödülüm, best seller kitabım, milyon dolar değerinde patentim yok, ben de küçük insanlar arasındayım.
Yoksullaşmaya mecbur bırakılmış insanları “takdir arayışları” diyerek romantize edip yoksulluklarını örtmeye çalışıyorsunuz. Bu, çürümüşlüğü anlamak değil, kılıf uydurmaktır. Sorunun sistemde değil, bireyde arandığı yerde, çürüme başlar ne yazık ki!