Benim bir French bulldog kızım var. Eşim 26 senedir köpeklerle iç içe. Sadece evliliğimizin ilk yılında köpeğimiz olmadı.

Köpek dediğiniz varlık büyümeyen bebek gibidir. Mamasını vermezseniz yiyemez, suyunu vermezseniz içemez, günde iki kere dışarı çıkarmanız lazım yoksa çıkamaz. Ayrıca bahçeye de çişini kakasını çok zorda kalmadıkça yapamaz. Tek başına kalması sıkıntı doğurabilir, hele ki bizim gibi her tarafı kablo olan bir evde.

Akşam gezdirme saatinde her nerede olursanız olun eve gelip gezdirmek zorundasınız, sabah ne kadar yorgun olursanız olun sıcak yatağınızdan kalkıp dışarı çıkmalısınız. Her istediğiniz eve, cafeye, restorana gidemezsiniz. Köpekten korkan kişileri evinizde misafir edemezsiniz.

Hele bizimki gibi tuvalet eğitimi alması zor bir ırk beslerseniz, 14 ay tuvaleti ile uğraşırsanız, elde vileda kovalamaca oynarsınız

Bunlar 2 yıllık köpek deneyimlerim.

Evlenmeden önce ev arkadaşımla kalıyordum. Kendisinin bir kedisi vardı. Yaramaz bir candı sehpa üzerinde içecek bulunduramazdık. Çünkü bizim bardak ve fincanlardan içerdi mutfak tezgahına çıkardı sürekli mesela bu benim kaldırabileceğim bir şey değildi. Herkes, tahammül edemeyebilir.

Bunlar da kedi tecrübelerim.

Bir de herkes bu işi sadece mama aşı parası sanıyor. Ama bu bir canlı. Hasta olabiliyor. Mesela bizimkisi cherry ice (kiraz göz) isimli genetik bir hastalığa yakalandı. Ameliyatı, ilacı derken 30k ödedik. Şükür para sıkıntımız yoktu ama olsaydı da bulmak zorundaydık.

Ben sadece zorlukların bir kısmını anlattım. Verdiği huzur ve mutluluğu anlatma gereği duymadım çünkü onları anlatacak kelime yok. Gelir kucağıma oturur ve başını karnıma yaslar ve ben dünyanın en mutlu insanı olurum.