digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
20 seneye yakındır uğraştığım pazarlama işinden öğrendiğim insan zeki bir varlık falan değildir.
İnsanın kararlarının çoğu duygusal olarak ilkel beyin tarafından verilir.
Çoğu insan karar verirken beyninin bilişsel alanını hiç kullanmaz.
Buna islam dini nefis ismini veriyor.
Psikolojide ise bu durum dürtüsellik olarak adlandırılıyor.
İnsan akıllı değil en az yabani hayvanlar kadar dürtüsel bir varlıktır.

Dürtüselliği zeka ile yenemezsiniz.
Dürtüselliği yenmenin tek yolu güçlü bir iradedir.
İradesi yani hazzı erteleyebilme ve acıya direnebilmek gücü olmayan insanlar mantıklı karar alamazlar.
Bence Türk çocuklarına verilmesi gereken eğitim bilim matematik din diyanet değil, irade ve disiplin eğitimidir.
Çünkü iradeli ve disiplinli insanlar hangi alanda çalışırlarsa çalışsınlar derinlemesine öğrenir ve çok iyi uzmanlaşırlar.
Ama bizim aile eğitimimizde ve örgün eğitimimizde irade eğitimi diye bir konu yoktur.

Dindeki pratiklerin çoğu da aslında irade ve disiplin geliştirmek içindir.
Günde 5 kez namaz kılmak disiplini geliştirir.
Namaz esnasında dünya işlerinden uzaklaşıp beyni boşaltıp meditasyon yapmak dopamin döngüsünü kırıp iradeyi geliştirir.
Oruç hazzı erteleme egzersizidir ve iradeyi güçlendirir.
Zekat sahip olduğunu vererek kaybederek acıya katlanma egzersizidir.
Ben din ile alakası olmayan biri olarak bunların amacını görebiliyorum.
Ama ibadet eden adamların bunları amacına uygun yapmadıkları için bir işe de yaramadığını görüyorum.

Yani bizim eş anlamda kullandığımız 2 kelime var.
Anlamak ve idrak etmek.
Oysa idrak etmek daha üstün bir bilme şeklini ifade ediyor.
Sigara içince kanser olacağını bilmek basit bir anlamak durumu ama bu durum sadece bir bilgi ve bir duygu ve içselleştirme içermiyor.
Oysa sigara yüzünden babasının bacağının kesildiğini gören bir genç sigarayı bırakıyorsa o sadece bir bilgi değil bir duygu ve içselleştirilmiş bir aydınlanma yaşıyor.

İnsanların çoğu sadece bilişsel fonksiyonların en basit halleri olan hatırlama yani bilgi seviyesinde kalıyor.
Elindeki bilgiden analiz yapıp bu durumdan kendine bir duygu bir amaç bir aydınlanma çıkaran insan ise artık idrak etme veya sentez seviyesine geçiyor.

Yani açıkça görülüyor ki ne bilim ne de din insanın idrak etmesine yeterli olmuyor.
Ve idrak yolları tıkalı insanların bahsettiğiniz hataları yapması, hayatlarını zekaları ile değil dürtüleri ile yönetmesi kaçınılmaz oluyor.
Selam olsun,

Ben biraz daha yüzeysel yazmayı tercih ediyorum ki böyle okunası güzel tespitler yazılabilsin.
Yoksa 10 sayfa yazıp evet haklısın, hayır haksızsın yazılmasının bir değeri yok.
Böyle güzel ve okuyunca keyif ve geliştirecek yazanlar olmuyor.

Yani konuyu keşke siz açsaydınız daha güzel olurdu.
Hadi kendime pay çıkartayım konuyu açma maharetini sahipleneyim.
Sahiplenmem, mülk edinmem lazım malum.

Güzel olanı takdir ederken bile kendimize pay çıkartmazsak ne anlamı kalır.
İroni yaptığımı yazayım da siz değil ama diğer arkadaşlar yanlış analyabilir.
Beyninize sağlık.