Büyük ihtimalle İsrail'in bu süreçte avantajlı olduğu söylenebilir. Bilindiği üzere, geçmişte "Büyük Orta Doğu Projesi"nin eş başkanı olduğunu ifade eden kişilerin Türkiye’de bazı stratejik kurumlarda değişiklik yaptığı görülüyor. Örneğin askeri okullar kapatıldı, birçok kışla devre dışı bırakıldı ve zorunlu askerlik süresi 6 aya indirildi. Bu sürede askerler henüz temel eğitimlerini tamamlamadan terhis ediliyorlar.

İsrail'in nüfusu her ne kadar 10 milyon civarında olsa da arkasında büyük bir güç olan Amerika Birleşik Devletleri bulunuyor. Bugün Türkiye’de İsrail'e karşı sert söylemlerde bulunan bazı kesimlerin, perde arkasında İsrail'e ticaret yaptıkları ve hatta gemilerle mal gönderdikleri kamuoyunun bilgisi dahilinde.

Ne İsrail halkının büyük bir kısmı, ne de İran halkı bu tür çatışmaları ve savaşları istemiyor. Ancak eğer bir plan dahilinde "Büyük Orta Doğu" yeniden şekillendirilecekse, İsrail'in önce Irak, Suriye ve İran üzerinde etkisini artırması, sonrasında da Türkiye'nin en az üçte birine kadar ulaşması mümkün olabilir. Elbette bu ihtimaller gerçekleşmeden önce bölge büyük acılara sahne olur.

Ayrıca bilinmelidir ki, savaşlar her zaman büyük acılar getirir. Yöneticiler plan yaparken, bedeli her zaman halk öder. Son olarak, din ile devlet yönetimi birbirinden ayrı tutulmalıdır. Bu ayrım yapılmadığında, halkın özgürlüğü, refahı ve geleceği zarar görür. Bugün İran’da yaşananlar bunun örneğidir. Üst düzey yöneticilerin Rusya gibi ülkelere kaçtığı yönünde haberler var. Ancak olan yine sade vatandaşa olmaktadır.