2010'da, özellikle restoran ve kafe sahipleri gibi esnaflar için geleceği özetleyen, hap gibi bilgiler veren bir kaynak yoktu. Ben de sadece bu sektöre özel, haftalık bir e-posta bülteni hazırlamaya başlardım. Adı da "Mekanınınızın Geleceği" falan gibi bir şey olurdu.
Her hafta, "Online siparişler yakında patlayacak", "Müşteri yorumlarının önemi artacak", "Instagram'da yemek fotoğrafı nasıl pazarlanır?" gibi, benim bildiğim ama onların henüz habersiz olduğu konularda tüyolar verirdim. Bülten tamamen bedava olduğu için, kısa sürede binlerce mekan sahibinden oluşan bir abone listem olurdu.
Elimde böyle bir kitle varken, bir süre sonra bu bültene reklam alan, bu kitleye özel danışmanlık veya eğitim satan bir medya gücüne dönüşürdüm. Yani önce bedavaya en değerli şeyi, "bilgiyi" dağıtıp, sonra o bilginin etrafında kurduğum kaleden para kazanırdım.