Girişim kafası budur işte. Sabahın köründe kafada uçuşan fikirler ve bu fikirlerin verdiği heyecanla içi içine sınmayan bir arayış. Sizin yerinize kendimi koyarak ben olsaydım ne yapardım niteliğinde bir cevap yazayım. Üzerinde yoğunlaştığım fikri bir kağıda yazarım. SWOT analizi yaparım. İlgili sektörde bulunan potansiyel rakip firmaların kurumsal sitelerini, sosyal medyalarını ve referanslarını incelerim. Bu firmalardan farklı olarak, potansiyel müşterimin beni neden tercih etmesi gerektiği konusuna odaklanırım. Yani sektöre farklı ve yeni bir hizmet sunabiliyor muyum buna bakarım. Her zaman bir iş fikrinde felsefem şudur: İlk yap, en iyi yap. Çünkü beni sektörde parlatacak olan maden tam da orası. İlgi duyduğum alanla ilgili iş ağımı (network) kontrol ederim. Eğer yeterli ve yetkin insanlar tanıyorsam randevu alıp, fikirlerimi anlatır, görüşlerini alırım. Tanımıyorsam, ilgi duyduğum sektörle ilgili fuar, konferans, etkinlik, vb. katılır, insanlarla tanışırım. Mutlaka kart bastırır, iletişim bilgilerimi dağıtır, etkili olabileceğini düşündüğüm insanların iletişim bilgilerini alırım. Bu gibi etkinliklerde potansiyel müşteri bulmak ve tanışmak da çok olası bir durum. Şirketleşme konusu kesinlikle önemli ancak zamanlaması kritik. Çünkü her şirket doğduğu anda tüketmeye başlar, gelir sağlasın veya sağlamasın fark etmez, her şirketin fiks giderleri var. En mükemmel senaryo, potansiyel alınabilecek bir işin arifesinde şirketi kurmak tabi, ama bu durum çok nadir gerçekleşir. Bundan dolayı, networkümden emin olduğum, iş stratejimi oluşturup, zayıf yönleri güçlendirmek için aksiyon planlarını yaptıktan sonra, yıllık aksiyon hedefimi ve kilometre taşı çizelgemi oluşturduktan sonra şirketleşmek en mantıklısı diye düşünürüm. O anı yakaladığım anda hiç şüphe duymadan şirketleşirim. Yolculuğunuzda başarı ve uzun bir serüven dilerim.