Ya dine bağlamak ilginç bir yaklaşım, herkes kendi inancını bulsun da inansın, ölüm objektif bir gerçek.

Ölüm bence:

Yeniliğin doğmasını sağlayan olgudur, çünkü antik yunandaki filozoflar da yeni nesil berbat diyor şimdiki z x milenyum artık hangi kuşaktan alırsanız, eskilerin ölümü yeni fikirlerin önünü açar, dünyada çok güç elde edebilen insanlar ölmedikleri sürece çarkın dönmesini kısıtlayabilir.

Vakti geldiğinde şarttır ve bir nevi kurtuluştur, zihnin maksimum yaşama süresi olduğunu düşünüyorum, hangi yaşta olunursa olunsun canlı bir şekilde hatırlanan şeyler son 10-15 yıldan ibaret (büyük dönüm noktalarının anıları hariç), yani aslında sadece anı yaşıyoruz, 10 yıl önceki haliniz, 10 yıl sonraki haliniz ve şu anki haliniz bir odada toplansa bu üçünüz çok büyük fikir ayrılıklarına düşebilir. O zaman bir nevi şu denebilir: 10 yıl önceki siz öldünüz, şimdiki yaşıyor ama 10 yıl içinde ölecek. Yani kişideki köklü değişiklikler de ölümdür demeye çalışıyorum ve bu döngü bir süre sonra artık yeter denecek bir hal alır, yapacak bir şey yok.

Öldüğünde gözü arkada kalmayacak kişi huzurla ölebilir ve bu kötülük değildir. Hikayesi tamamlanmış kurgusal karakterler hikayesinin sonunda öldüğünde bunu dram olarak algılayıp acı çekenler hayatında ölümü reddederek yaşarlar. Ölümün reddi gerçekle yüzleşmeyi erteleyip hayatın son kısmında tamamını peşin ve çok daha ağır ödemektir.

Bunlar haricinde kalan fikirlerim inancımdan gelen şeyler onları burada açmayacağım yeterince laf ebeliği yaptım zaten okuyup beğenmeyen kişiler kusuruma bakmasın vakitlerini aldım.