...madalyonun öteki yüzünü de görmek gerek. Yaptığımız birçok işi insan değil makine gibi yapıyoruz. Bunun sonucu olarak insanlıktan uzaklaşan birer makineye dönüşüyoruz.
Sanayi devrimi öncesi insanların çoğu tarım ve hayvancılıkla uğraşırdı. Hayatını güneşe göre yaşar, saate ihtiyacı olmazdı. Yediği içtiği hep doğal gıdalardı.
***
Sanayi devrimi sonrası insanlar şehir denilen hapishanelre tıkıldı. Doğadan kopmuş, beton ile asfalt arasına sıkışmış bir hayat. Çalar saat ile uyanıyor, saatinde işe başlıyor, saatinde çay molası yemek molası veriyor. Saatinde paydos ediyor.
Okul iş derken yıllarını neredeyse her gün aynı olacak şekilde rutinlerle geçiriyor.
Beyoğlu istiklal caddesinden her gün sabah akşam gidip gelirken artık caddeden nefret etmeye başladım. Tıpkı bunun gibi, insanlar artık şehirdeki ağaçları, kuşları gökyüzünü ve hatta denizi bile görmemeye başlıyor.
***
Bu gerçeği Nazım Hikmet - Makinalaşmak İstiyorum şiiri (1923) ve Çarli Çaplin - Modern Zamanlar filmi (1936) çok iyi anlatmış.
Şiir ve film üzerinden ortalama 100 yıl geçmiş ama bizler Matrixteki Cypher gibi sistemin kölesi olmayı tercih etmişiz.
Alt düzey de olsa üst düzey de olsa bir emekçi olarak sitemin kölesiyiz aslında.
Anlatmak istediğim şey: çoğumuz bir makine gibi çalışıyoruz. Bu gerçeği şu şekilde de anlayabiliriz: Yeni icat edilen her makine birçok eski makineyi geçersiz hale getiriyor. Bu eski makineyi kullananlar ise etkisiz hale geliyordu.
https://www.youtube.com/watch?v=S1l6...annel=Herhangi https://www.youtube.com/watch?v=6n9E...CharlieChaplin