Selam olsun,
Bazen kendi başıma çalışma odamda yazıp çizerken birden dünyadan koptuğumu hissediyorum ve Atatürk'ü düşünürken buluyorum kendimi.
Bir Atatürkçü olarak kimsenin Atatürk'ü sevmesini ya da saygı duyması gerektiği gibi şeylere pek önem vermem.
Herkes kendi bilgi, kültür, değer yargıları, kapasitesiyle orantılı bir düşünceye sahip olacaktır.
Hayatında 4.000 den fazla kitap okumuş, bir ülke kurmuş, zaferler kazanmış ve devrimler yapmış biri için ömründe cin ali ve okuma fişleri dışında kitap okumamış birinin ne düşündüğü pek önemli değildir.
Kitap okumaya takılıyor bazı arkadaşlar, okumuyorum ama diye giriyor konuya ama mesela kitap okumak değil, kendini bilimsel ve beyin olarak geliştirmekten bahsediyorum. Kah kitap okuyarak kah fikir alışverişi yaparak insan kendisini geliştirebilir illa kitap değil yani. Elbette kitap bu işin bence en kolay ve mantıklısı ama kişiden kişiye değişebilir zira kimisi gerçekten okuyamıyor. Başka şekilde geliştirebilir kendisini.
Düşünüyorum...
Millet arkamda, komutanlar arkamda bir devlet kurmuşum ve saltanat teklif edilmiş...
Buna hayır demek için nasıl birisi olmak gerektiğini ayrıca düşünüyorum.
Eminim ki çoğumuz buna evet diyecektir ama Atatürk neden hayır dedi?
Hilafet, saltanat bunlar bir insanın hayır diyeceği makamlar değil zira bir insan için en büyük makamlardır.
Mustafa'yı Atatürk yapan etkenleri ve süreçleri iyi bilmek gerekiyor.
Hepimiz gibi sıradan bir çocuk olan Mustafa ne oldu, neler yaşadı, nelere tanık oldu ve nasıl kendisini geliştirdi ki Atatürk oldu?
Bu soru uzun süredir peşinden koştuğum bir sorudur ama birçok cevabı kendimce bulsam bile tam olarak bu denklemi çözdüm diyemem.
Atatürk gibi binlerce kitabı sayfalarına notlar alarak okuyan, araştıran ve sorgulayan birinin ortaya attığı fikirlere sığ şekilde bakılamaz. Elbette bazıları bakmak isteyebilir ama bu bakışlarının bir değeri olmaz.
Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Kurultayları, Mu kıtası, Şapka devrimi vb. girişimlerini örneğin şapka devrimi için "ne yani şapka takınca ne oluyor?" diye sorgulayanların varacağı bir nokta yoktur.
Şapka devriminin dünyada simgelediği bir mana vardır, bu tip devrimlerin bir gerekçesi vardır. Bunları bilmeden "ne yani" diye cümle kurmak sizi tatmin etse bile aklı başında insanlar için pek önemli olmaz.
Mu kıtası ya da güneş dil teorisi gibi konularda araştırmalar yaptırmasının ya da Türk tarih kurultaylarının belirli amaçları vardı.
Tek tek ele alınca kendince bölük pörçük düşünceler olabilir ama bunların neden konu edildiğini ya da neye dayanarak konu edildiği üzerine bilginiz yoksa bu konular hakkında bir anlama ya da değerlendirme şansınız yoktur.
Atatürk'ü anlamak için öncelikle Atatürk'ü tanımak gerekiyor.
Bilmekten bahsetmiyorum ya da sevmekten bahsetmiyorum.
Bunlar güzel şeyler ama benim anlatmak istediğim şey anlamak.
Mustafa'yı Atatürk yapan yaşanmışlıklar, süreçler, etkilendiği fikir ve yazarlar hakkında detaylı bilgiye ulaşmamız lazım.
Mesela Atatürk'ün temel olarak en çok askeri lise ve yabancı romancılardan etkilendiğini yüzeysel olarak yazabilirim. Buna ilave olarak Selanik'te babasının uğradığı çete saldırıları ya da o dönem ki tarikat liderlerinin yaptıkları gibi örnekleri çoğaltabiliriz.
Atatürk'ü sevebilirsiniz, Atatürk'ü bilebilirsiniz, Atatürk'ü saygı ile anabilirsiniz ve bunlarla birlikte Atatürk'ü anlayabilirsiniz.
Atatürk'ü anlamak için temel başlangıç noktası tekrar olacak ama Mustafa çocuğu Atatürk yapan süreci, olayları, etkilendiği kişileri ve doğrularını iyi idrak etmek gerekiyor.
Atatürk ülkemizde sevilir ve sayılır.
Bazı kişilerce bilinir ama Atatürk'ü anlama konusunda tıpkı Kurtuluş savaşlarındaki gibi bir avuç insan var diyebilirim.
Rahmet ile anıyorum.
Anlayamayarak ölsem bile en azından anlamaya yakınlaşmaya çalışmaktan büyük onur duyuyorum.
Bu konuyu bir Atatürk sözüyle bitirelim...
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, vatana ihanettir.