Selam olsun,
Haklı olmayı ne çok seviyoruz değil mi?
Hep haklılığımızı, doğruluğumuzu ya da bizim düşüncelerimizin en makbul olduğunu anlatmak için çaba harcıyoruz.
Elbette kimse üstüne almayacaktır çünkü böyle yazınca övünülecek bir şey olmadığı ortaya çıkıyor ama buna rağmen hepimiz gaz pedalına abanıp son gaz bu istikamette ilerliyoruz.
Haklı olmak ya da daha doğru ifadeyle haklı olduğunun karşındakilerce kabul edilmesini beklemek en naif haliyle bir hastalıktır.
Onaylanma, takdir edilme, alkışlanma gibi eksikliklerin ürünüdür.
Birisi bir şey dediğinde "yok öyle değil" diye başlamak ya da net ifadelerle bir durumu tek bir doğruya ki o tek doğru kendi doğrunuza indirgeme pek sağlıklı bir yaklaşım değil.
Bunu ben yazıyorum ama ben dahil hepimizde belirli dozlarda bu hastalık var.
Mutlu olmak varken haklılığımızın onaylanması bizim için daha değerli olabiliyor.
Hakkımızı aramayalım mı? diyenler olacaktır lakin bahsettiğim şey hak ile ilgili değil.
Haklı olup olmamanızdan bağımsız bunun diğer insanlar tarafından kabul edilmesi ya da onaylanması durumudur.
Bu tek başına zararsız gibi gelebilir ama bu hastalığa kapılınca her insanın haksızlığını ispatlamak üzerine ilerliyorsunuz ki o konuda yine siz haklı olun.
Bunun farkında bile olmuyor insan.
İnsan olarak bizler pek farkında olmuyoruz yani bildiğiniz kurbağa deneyi. Su yavaşça ısıtıldığında haşlandığını anlamayıp ölen kurbağadan pek farkımız olmuyor.
Haklılığına onay aramak, onaylanma eksikliği vs. sadece burada kalmadığından hepimizin en büyük belasıdır.
Gördüğümüz her konuda karşımızdakinin haksızlığını ispatlamak üzerine, inanmadığımız cümleler, deliller üzerinden sadece haklı çıkmak için çabalıyoruz.
Oysa mutlu olmak, yaşamak gerçekten bu gereksiz çabadan çok daha keyifli.
Umarım hepimiz bu sarmaldan çıkacak bir yol bulabiliriz.