https://youtu.be/6mcdA_JY_7I




İstanbul'da 1920'li yıllarda kurulan ve bir dönem yasal olarak faaliyet gösteren üç eroin fabrikası, şehrin uluslararası uyuşturucu ticaretinde önemli bir merkez haline gelmesinde rol oynamıştır. Türkiye’nin o dönemde uluslararası uyuşturucu kontrol sözleşmelerine henüz taraf olmaması, eroin üretiminin yasal bir zeminde yapılmasına olanak tanımış ve bu durum, üç önemli fabrikanın kurulmasına yol açmıştır. Bu fabrikalar, dönemin ekonomik ve siyasi koşulları içinde faaliyet göstermiş, ancak artan uluslararası baskılar ve Türkiye'nin değişen politikaları neticesinde 1930'ların başında kapatılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu kapanma sürecinde etkili olduğu ve fabrikaların 1933 yılında onun emriyle kesin olarak kapatıldığı belirtilmektedir.
İşte bu üç fabrikanın birleştirilmiş ve harmanlanmış özeti:
1. Oriental Products Company (Japon Fabrikası)
  • Kuruluş ve Yer: 1926 yılında Japon sermayesiyle Taksim’de, günümüzde Divan Oteli'nin bulunduğu civardaki Mecidiye Kışlası’nın harap bir bölümünde kuruldu. Fabrikanın arkasında Japon mafyası Yakuza gibi suç örgütleriyle bağlantılar olduğuna dair iddialar bulunmaktadır. Ortakları arasında Japon uyruklu Hite Sagan ve Türk vatandaşı Hosep Galenyan yer alıyordu.
  • Üretim: Başlangıçta ayda 20-25 kg morfin ve eroin üreten fabrika, zamanla kapasitesini artırdı. Ürünler ağırlıklı olarak Uzak Doğu ve Avrupa pazarlarına ihraç ediliyordu.
  • Özellikler: Fabrika, modern ekipmanlarla donatılmıştı ve dönemin teknolojisine göre yüksek standartlarda üretim yapıyordu. Ancak, üretim sırasında eroin tozuna maruz kalan bazı işçilerin bağımlı hale geldiği ve bu durumun Prof. Dr. Mazhar Osman tarafından rapor edildiği bilinmektedir. Uluslararası alanda dikkat çekmesi ve baskılarla karşılaşması kaçınılmaz oldu.
2. Eczayı Tıbbiye ve Kimyeviye (ETKİM)
  • Kuruluş ve Yer: Mayıs 1929'da, eskiden beri afyon ticaretiyle uğraşan Taranto ailesinden Nesim Taranto’nun liderliğinde Eyüp'ün Bahariye semtinde, Haliç'e yakın bir konumda faaliyete geçti. Yerli sermaye ağırlıklı olmakla birlikte yabancı ortaklarla da iş birliği yapılıyordu.
  • Üretim: Yüksek bir üretim kapasitesine sahip olduğu belirtilen fabrikanın, bazı kaynaklara göre ayda 800-1000 kg morfin ve eroin üretme potansiyeli bulunuyordu. Bu da onu dönemin en büyük tesislerinden biri yapıyordu. Ürünler özellikle Avrupa’ya gönderiliyordu.
  • Özellikler: Fabrika, yüksek üretim hacmiyle uluslararası uyuşturucu ticaretinde önemli bir rol oynadı.
3. Türk Ecza-yı Tıbbiye ve Kimyeviye Şirketi (TETKAŞ) / SİCO (Société Industrielle et Commerciale d’Orient)
  • Kuruluş ve Yer: 12 Aralık 1929 tarihli hükümet kararnamesiyle Kuzguncuk’ta kuruldu. Bazı kaynaklarda SİCO olarak da anılan bu fabrika, üç tesis içinde en büyük kapasiteye sahip olanıydı.
  • Yönetim ve Ortaklık: Yönetim kurulunda, o dönemde TBMM Başkan Vekili olan ve daha sonra Başbakanlık da yapacak olan Hasan Saka gibi önemli isimlerin yanı sıra Türk vatandaşı İsmail Hakkı, Kirkor Çürükçüyan, Kevork Çürükçüyan ile Belçika ve Meksika vatandaşları da bulunuyordu. Hasan Saka'nın bir eroin fabrikasının yönetim kurulu başkanı iken Türkiye'yi uluslararası afyon ve eroin konferanslarında temsil etmesi, dönemin karmaşık ilişkilerini ve uyuşturucu lobisinin etkisini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Fabrika, uluslararası ortaklarla (özellikle Avrupalı şirketlerle) çalışıyordu.
  • Üretim: Aylık afyon işleme kapasitesinin 11,5 ton (150 kasa) olduğu ve ayda ortalama 2 ton (2000 kg) morfin ve eroin üretebildiği belirtilmektedir. ETKİM ile benzer veya daha büyük bir ölçekte olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca kodein, papaverin gibi diğer afyon alkaloidleri ve sentetik maddeler de üretebiliyordu. İhracat odaklı çalışıyor ve ürünlerini uluslararası pazarlara gönderiyordu.
  • Özellikler: Fabrika, modern üretim teknikleriyle çalışıyordu.
Genel Değerlendirme ve Kapatılma Süreci:
Bu fabrikalar, 1920’lerde Türkiye’nin ekonomik gelir arayışı ve uluslararası uyuşturucu ticaretindeki yasal boşluklardan faydalanılarak kuruldu. İstanbul, bu dönemde eroin üretiminde küresel bir merkez haline geldi. Ancak, uluslararası toplumun giderek artan baskısı, Milletler Cemiyeti'nin uyarıları ve Türkiye’nin 1933’te Cenevre Uyuşturucu Konferansı’na katılarak uluslararası kontrol çabalarına dahil olmasıyla bu fabrikaların faaliyetleri sona erdi.
Fabrikaların kapatılmasına yönelik kararlar 1931 civarında alınmaya başlanmış, 1933 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle kesin olarak kapatılarak eroin üretimi yasaklanmıştır. Kapatılma kararının ardından Oriental Products Co.'daki makinelerin Japon ortaklar tarafından Çin'e taşındığı, kalan bazı aletlerin ise Türkiye Eczacılar Birliği tarafından satın alınarak başka bir ilaç fabrikasında kullanıldığı rapor edilmiştir.
Bu süreç, Türkiye’nin uyuşturucu kontrol politikalarında önemli bir dönüm noktası oldu. 1933 yılında çıkarılan bir kanunla uyuşturucu madde ihracatı devlet tekeline alınmış, 1934'te ise afyon üretim alanları sınırlandırılarak üretim kontrollü bir şekilde azaltılmaya başlanmıştır. Bu adımlar, Türkiye'nin uluslararası uyuşturucu kontrol rejimine entegrasyonunda önemli bir aşamayı temsil etmektedir.

Kaynak : Overdose Türkiye - Cengiz Erdinç