Her şeyden önce şu mûsiûn (لموسعون) kelimesine takmışsınız. Sanki bu kelimenin tek ve mutlak anlamı genişleticiyizmiş gibi sunuyorsunuz. Bu en iyi ihtimalle cahillik, kötü ihtimalle bilinçli bir çarpıtmadır. Arapçanın ve özellikle Kuran dilinin ne kadar katmanlı olduğunu bildiğinizi varsayıyorum. Bu kelimenin kökü olan وسع (W S A), güç yetirmek, kudretli olmak, zengin olmak, bolluk vermek, bir şeyi geniş yapmak gibi bir sürü anlama gelir.
Edwin Hubble o teleskopla gözünü gökyüzüne çevirmeden önceki bütün önemli tefsirlere bak Taberî, Kurtubî, Zemahşerî, Râzî, İbn Kesir ne demişler? Adamlar bu kelimeyi Allah'ın kudreti, gücü, göğü geniş yaratması veya rızkı bollaştırması olarak anlamışlar. Hiçbiri çıkıp da aha evren sürekli ve dinamik bir şekilde genişliyor galaksiler birbirinden uzaklaşıyor dememiş. Neden? Çünkü ayetin indiği dönemde böyle bir bilimsel kavram yoktu ve ayetin bağlamı da bunu işaret etmiyordu. Sizin bu genişletiyoruz yorumunuz Hubble'dan sonra yani iş işten geçtikten sonra acaba Kuran'da buna bir işaret bulabilir miyiz diye yapılan zorlama bir arayışın ürünü. Bu geriye dönük mühendisliktir başka bir şey değil.
Eğer gerçekten bir "hakikat" arayışı içindeysen, önce elindeki metinlere ve tarihe dürüstçe bakman gerekir. Bilimi, kendi inançlarını doğrulamak için bir araç olarak değil, evreni anlamak için bir yöntem olarak kullanmalısın. Bu "kanıt" dediğin şey, maalesef hiçbir ateisti ikna etmeyeceği gibi, aklı başında ve dürüst bir mümini de tatmin etmemelidir.



Sizin için kaynaklarıda tespit ettim örnek olarak aramaya uğraşmayın buyrun daha önce aynı keimenin hangi anlamlarda kullanıldığına dair bilgiler. Arapçanın çekimlerini kullanıp mucize diye insanlara bilgi diye sunmak hubble a yapılan bir hakarettir.

Müfessir (Adı, Vefat Yılı)Yorum İçin Kullanılan Arapça Terim/İfadeYorumun Türkçe KarşılığıKaynak(lar)İbn Abbas (ö. 687) (naklen)لَقَادِرُونَ (le-kâdirûn)Muhakkak Biz Kâdiriz/Güç Yetirenleriz.İbn Abbas (ö. 687) (naklen)لَمُوسِعُونَ الرِّزْقَ (le-mûsi'ûn er-rizka)Muhakkak Biz rızkı genişletenleriz/bol verenleriz.Mücahid (ö. 722) (naklen)أَنْ نَخْلُقَ سَمَاءً مِثْلَهَا (en nahluka semâen mislehâ)Onun (göğün) bir benzerini daha yaratabiliriz (güç anlamında).Hasan el-Basrî (ö. 728) (naklen)مُطِيقُونَ (mutîkûn)Güç Yetirenleriz/Muktediriz.Mukâtil b. Süleyman (ö. 767)نَحْنُ قَادِرُونَ عَلَى أَنْ نُوَسِّعَهَا كَمَا نُرِيدُ (nahnu kâdirûne alâ en nuvassi'ahâ kemâ nurîd)Biz onu dilediğimiz gibi genişletmeye/büyütmeye kâdiriz.Ez-Zemahşerî (ö. 1144) (veya etkilendiği kaynaklar, örn. İbn Atiyye)لَمُوسِعُونَ فِي بِنَاءِ السَّمَاءِ، أَيْ جَعَلْنَاهَا وَاسِعَةً (le-mûsi'ûn fî binâi's-semâi, ey ce'alnâhâ vâsi'aten)Göğün binasında genişleticileriz, yani onu geniş/ferah yaptık.El-Kurtubî (ö. 1273)لَذُو سَعَةٍ (le-zû se'atin)Muhakkak Biz genişlik/imkan/bolluk sahibiyiz.El-Kurtubî (ö. 1273)أَغْنِيَاء قَادِرُونَ (ağniyâ' kâdirûn)Zenginleriz, Kâdirleriz/Güçlüleriz.El-Beğavî (ö. 1122)قَادِرُونَ (kâdirûn)Kâdirleriz/Güç Yetirenleriz.El-Beğavî (ö. 1122)أَغْنِيَاء (ağniyâ')Zenginleriz/Müstağnileriz.İbn Kesir (ö. 1373)قَدْ وَسَّعْنَاهَا... (kad vessa'nâhâ...