selamlar hocalarım gece gece aklıma takıldı, az önce bir üyenin tur sektörü üzerine bir domain ilanını gördüm amacım bu ilanı veya sektörü baltalamak değil kesinle yanlış anlaşılmak istemem. Asıl soruma gelelim diyelim ki xtur adında bir şirket kurdum ve bu tur hizmetlerinden hepsine ayrıca domain almak istedim. Örneğin almanyatur. com / maltartur. com benzeri bu domainlerin daha önceden alınmış olduğu veya yüksek fiyatlara satan kişilerden almak yerine bu domain isimlerini marka olarak şirket bünyesi altında tescil ettirdiğimizde yasal hakkımız olarak kişilere ücret ödemeden üzerimize alabiliriz gibi. Sizler bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Tekrardan belirteyim kimsenin ilanını , satışını , işlerini baltalamak istemem böyle bir amacım yok. Şimdiden teşekkürler.
Merhaba,
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, tarafınızca belirtilen alan adlarına dayanılarak marka tescil başvurusu yapılsa dahi, örnekte yer alan ibareler mutlak ret nedenleri arasında değerlendirilmektedir. Zira söz konusu başvurular, Kanunun 5/1(c) maddesi uyarınca tanımlayıcı nitelikte olmaları ve 5/1(ç) maddesi uyarınca ayırt edici nitelikten yoksun bulunmaları nedeniyle tescile elverişli kabul edilmemektedir.
(her ne kadar pratikte örnekleri olsa da...) Ayrıca belirtmek gerekir ki, ayırt edici nitelik taşıyan bir marka oluşturulsa dahi, eğer aynı veya benzer ibare daha önce tescillenmişse; marka başvurusunda .com, .net gibi alan adı uzantılarının yer alması, başvuruya ayırt edicilik kazandırmaz. TÜRKPATENT uygulamasında ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, marka tesciline konu edilen alan adları, uzantıları dikkate alınmaksızın değerlendirilir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2015 tarihli, 2015/2854 E. ve 2015/7855 K. sayılı kararında da; başvuru markasını gören ortalama tüketicinin, söz konusu ibarede bir marka algısı oluşturmayacağı, bu ibarenin ayırt edici nitelikten yoksun olduğu ve tanımlayıcılığa yakın bir ifade taşıdığı, dolayısıyla bu tür ibarelerin münhasıran bir kişi adına tescil edilmesinin mümkün olmadığı açıkça ifade edilmiştir. Her ne kadar marka hakkı kural olarak tescille kazanılsa da, 6769 sayılı SMKnın 6/3. maddesi uyarınca, Türkiyede tescilden önce fiilen kullanılan bir markanın, sonraki tarihli tesciline karşı kullanım sahibi itiraz hakkına sahiptir. Nitekim bu durum, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında da benimsenmiş olup, kötü niyetle yapılan tescillerin hükümsüz kılınabileceği Kanunun 25. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, alan adlarının tahsisi genel olarak "ilk gelen alır" (first come, first served) ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmekteyse de; tescilli bir marka ile aynı veya benzer alan adlarının kötü niyetle alınması durumunda, marka sahipleri bu alan adlarına karşı çeşitli hukuki ve tahkim yollarına başvurabilmektedir.
Bu mesajımda yer alan açıklamalar, genel bilgi ve değerlendirme amaçlıdır. Fikri mülkiyet hakları, marka tescili ve alan adı ihtilafları gibi konular, somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, profesyonel hukuki destek alınması önem arz etmektedir. Her ne kadar ilgili mevzuata atıf yapılmış olsa da, mevzuatta zaman içerisinde değişiklikler olabileceğinden, konuyla ilgili nihai değerlendirme için kendi hukuk danışmanınıza / avukatınıza başvurmanız tavsiye olunur. Bu açıklamalarım, hukuki mütalaa niteliğinde olmayıp, yalnızca şahsi görüş ve iktisadi/yönetimsel değerlendirmeler çerçevesinde paylaşılmıştır.
Saygılar.