Kardeşim söylediklerinin çoğuna katılıyorum, hele ekonomik gerçeklik konusunda. Ama bence bu tabloyu sadece “dünya değişiyor” diye açıklamak biraz fazla yüzeysel olur.
Evet, dünya değişiyor ama Türkiye’de asıl sorun bu değişime adil, eşit ve hukuk temelli bir şekilde ayak uydurulamıyor olması.
Bir ülkede hem işverenin hem işçinin aynı anda bu kadar sıkıntıda olması sistemsel bir arızaya işarettir. Ve biz bu arızayı "herkes hakkını istiyor" diyerek geçiştiremeyiz.
Sorun, gelirin adil dağılmaması, vergilerin adaletsizliği, fırsat eşitsizliği ve liyakat sisteminin çökmüş olması. Bir pideye 2.000 TL veriyorsan, bu sadece enflasyon değil, politik tercihlerin ve ekonomik yönetimsizliğin sonucu.
Eğitim sistemi çökmüş, gençler KYK borçlarıyla boğuşurken, fırsatları kimlere sunduğumuzu iyi düşünmek gerek. Bu ülkeye adalet, özgürlük ve fırsat eşitliği lazım. Yoksa her şey zengine, imkana ulaşabilene hizmet eder; diğerleri yine geride kalır.
Bizim derdimiz günü kurtarmak değil, geleceği herkes için eşit şekilde kurmak. Ve bu da ancak adaletle, hukukla, gerçek demokrasiyle olur.
Yani enseyi karartmak yok, doğru. Ama gerçekleri de halının altına süpürmeden konuşmak şart. Çözüm; bilinçli yurttaş olmak, sorgulamak ve hakkını aramak.
Teşekkürler.
Profil fotoğrafının hakkını vermişsin