Bu konularda çok hata yapıyoruz. Çünkü hissi tepkiler veriyoruz.

En yaygın ve temel hatalarımızdan biri kelam usulü ve usul-ü din bilmeden bu konulara cevap vermeye çalışıyoruz ki bu da İslâmi hassasiyetimizin sonucu islama zarar vermekle sonuçlanıyor.

Mantık biliminin kaideleri ile kelam usulü çelişmez. Ki biz de orada sabit kalıp konuyu ele almak durumundayız.

Yani bunca şeyi şunun için yazdım. Usulüddin açısından bu tür imani meseleri münakaşa tarzında konuşmak caiz değildir. İlmi bir zeminde konuşulması gerikir. Hissi konuşulmaz.

İkinci mesele de şu ki hem usul hem mantıkça, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer iddia karşından gelirken sen savunmaya geçersen bu usul bilmediğini gösterir ve taraftar olduğun fikir hak da olsa zarar verebilir.

Çünkü bunu yapmakla cerbeze ve hezeyanlara kuvvet vermiş ve girdabına kapılmış olursun.

Özet; iddia atesitten ise ispat ondan beklenir. Mantıkça geçerli ("benim mantığıma" göre değil, mantık biliminin meşhur temel kaidelerine göre) ispat yoksa münazarayı kaybetmiş olur. Dolayısıyla müslüman delil sunmaz bu noktada.

Eğer İslami bir iddiamıza yönelik eleştiri geliyorsa bunun ilmi sınırları konusunda anlaşma sağlanır. Somutlaştırma yöntemi ile karşı tarafın itirazı yani atıyorum "Yaratıcı olduğu iddianı münazara etmek istiyorum" denilmişse kader meselesi ateistten itiraz edilemez bunun münazarasında. Yani cerbeze kapatılır. Sonra iddia ispat edilir. Ama ateist "yaratıcı yoktur" derse savunmaya geçilmez çünkü iddia sahibi ispat için önermesini mantıksal çerçevede hezeyana düşmeden ispat etmek durumundadır. Burada da biz yaratıcı dışında kalkıp da ateistlerin başka batıl bir konusunu gündeme getiremeyiz. Yaratıcı konusundaki gündemde yokluğun ispatını almak için münazara ederiz. Ki yokluk ispatı kaidelerini yine mantık açısından biliyor olmak gerekir. Bilmiyorsan çuvallarsın. Yine savunduğuna zarar verirsin.

Özetle bu alan tehlikeli, usul açısından ve iman-islam bilgisi açısından güçlü bir birikim olduktan sonra bunlarım munazarasına girebilirsiniz. Tabir kötü olacak ama birşey yarıştırır gibi islam izah edilmez, ispat hiç edilemez bu yolla. Ben bu konuda risale-i nurları tek geçerim. Hem usul hem mantık hem de münazarada gündeme gelecek en derin konular orada detaylandırılmış. Mesela yaratıcı varlığını örnek göstermiştik. Bunun için tabiat risalesi bölümü tek başına tüm alandaki önermeleri sınıflar ve önermeleri tahlil eder ve kendi önermesini (mantikca yaratıcı olmak zorunda) ispat eder. Bunu birçok mantık kuralı ile destekler ve tek bir ispat yöntemi ile de yaklaşmaz yeterli olmasına rağmen.