'Tokat atana tokat atma' benzetmeniz, fikirler dünyasında pek geçerli bir meşru müdafaa sayılmaz. Bu, daha çok, bir argümana argümanla karşılık veremeyip konuyu kişisel bir incinme düzeyine indirgemeyi andırıyor. Zira entelektüel bir tartışmada, beğenmediğimiz bir fikre karşı en iyi 'tokat', daha güçlü bir argüman sunmaktır; o fikrin sahibinin tüm birikimini yok saymak değil.
Örneğin, bir kalp cerrahı siyaset hakkında hatalı bir yorum yapsa, bu onun ameliyat yeteneğini ortadan kaldırır mı? 'Allame olsa bilmediğinin cahilidir' sözü doğrudur; ancak bir kişinin bilmediği bir konudaki potansiyel cehaleti, bildiği konulardaki uzmanlığını ve emeğini de 'cahilce' yaftasıyla değersizleştirmeyi haklı çıkarır mı?
Benim ısrarla vurguladığım, duygusal tepkilerle (ki bu tepkilerin haklılığı ayrı bir tartışma konusudur) bilimsel liyakati ve somut başarıları birbirine karıştırmamaktır. Aksi halde, kimin ne kadar 'başarılı' olduğuna değil, kimin bizi ne kadar 'kızdırdığına' veya kimin 'maneviyat' anlayışımıza ne kadar uyduğuna göre değer biçmiş oluruz ki bu da objektif bir değerlendirmeden oldukça uzaklaşır. Bu tür bir yaklaşım, tam da eleştirdiğiniz 'kendi alanı dışında fütursuzca sallayan' bir tutuma benzemez mi; yani duygusal bir zeminde, uzmanlık gerektiren bir değerlendirmeyi yok saymak?"
bir genellemeyi, doğrudan şahsınıza veya ailenize yapılmış kişisel bir hakaretle aynı kefeye koymak, sanırım elmayla armudu karıştırmak olur.
İşte farkımız bu biz farklı düşünüyoruz yada onun başarı saydığı şeyleri başarı saymıyoruz. Ahlaksız bir adam mesela doğru bir şey yapsa tabikide doğru diyoruz. Ama dediğim gibi adam tüm herkese hakaret ediyor hala savunuyoruz. Bu adam isterse dünyada jeoloji alanında tek yazar olsun. Kabul etmiyorum ve başarı olarak görmüyorum. Ben bilimi yüceltip, ilahlaştırıp herşeyin üstünde görmüyorum. Peki tabii şekilde tepkimi ve duygularımı gösteriyorum. Mesela soruyorum Türkler gerizekalıdır sözüne katılıyor musunuz? Siz gerizekalı mısınız?