Neden bilgim olmasın? En az sizin kadar kültür sahibiyim. Genellikle zamanı bol ve ezberi kuvvetli olan kişiler, kitapları ezberleyip ders çalışarak sınavları geçerler.
Hoca olması, ezber yeteneğinin iyi olması, bilim kurullarından teklifler alması ya da çeşitli üniversitelerde hocalık yapmış olması benim için bir anlam ifade etmiyor.
Kullandığı kelimeler ve ifadeler, gözümde ilkokul seviyesinden farksız. Sürekli ukalaca konuşmalar yapmaktan öteye geçemiyor. Kendi bilgi ve tecrübelerini paylaşmak yerine alakasız konularda boğuluyor.
Günümüzde hoca olmaması gerektiği halde olabilen bazı gereksiz kişiler benim açımdan bir değer taşımıyor. Katıldığı bilim kurulları da umurumda değil. Bunlar benim şahsi düşüncem.
Bilim insanlarının, özellikle Celal Şengör gibi geniş birikime sahip olanların, akademik çevrelerde kullandıkları dil ile kamuoyuna hitap ederken kullandıkları dilin farklılaşması, aslında bilginin erişilebilir kılınması çabasının bir göstergesidir. Sizin 'bilgi ve tecrübesini paylaşmıyor' iddianız, tam da bu çabayı ve bunun sonucunda gelen toplumsal tanınırlığı gözden kaçırdığınızı gösteriyor. Zira Şengör'ün saygınlığı, karmaşık bilimsel gerçekleri dahi kitlelerin anlayabileceği bir seviyeye indirgeyebilme yeteneğinden de kaynaklanır. Bu, 'ilkokul seviyesi' bir dil değil, aksine pedagojikliğin yansımasıdır.
Örneğin kolerasyon ve nedensellik arasındaki farkı bilmeyen %80'den büyük bir kesime bilimin dilini kullanmasını söylemek "toplumu manipüle et" demeye benzer.
'Ezberle sınav geçmek' gibi ifadeleriniz, özellikle Şengör'ün uzmanlık alanı olan jeoloji gibi analitik düşünme, problem çözme ve sentez yeteneği gerektiren disiplinlerde, akademik süreçlerin nasıl işlediğine dair temel bir kavrayış eksikliğini düşündürüyor. Üniversiteler, özellikle de uluslararası itibara sahip olanlar, 'ezber' ile değil, eleştirel düşünce ve özgün araştırmayla ayakta kalır. Bu türden bir yanılgı, maalesef ki bilimsel liyakati ve akademik başarıyı değerlendirme konusunda ciddi bir zaafiyete işaret eder.
Bir bilim insanının liyakatini, aldığı davetleri veya akademik pozisyonlarını 'benim için bir anlam ifade etmiyor' diyerek kişisel beğeni düzeyine indirgemek, 'Benim için yerçekimi kanunu bir anlam ifade etmiyor, o yüzden uçmayı deneyeceğim' demek kadar temelsiz ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Uzmanlık ve bilgi birikimi, kişisel zevklerle tartılamayacak kadar objektif ve toplumsal ilerleme için hayati değerlerdir. Sizin 'şahsi düşünceleriniz', ne yazık ki bu evrensel gerçekleri görmezden gelen, bilginin ve uzmanlığın değerini küçümseyen bir bakış açısını yansıtıyor.
Kişisel tavsiyem, madem 'sizin için bir anlam ifade etmeyen şeyler' var, bu türden uzmanlığa ve liyakate dayalı yaklaşımların bir toplumu nasıl 'yıllar ötesine taşıyabildiğini' görmek için Çin'i ziyaret edip gelişmeleri incelemeniz. Belki o zaman, sizin için 'anlam ifade etmeyen' bu değerlerin, paranız ve inkanınız varken gençlere ve topluma doğru bir vizyon sunmak için ne kadar önemli olduğunu fark edersiniz.